çok güzel resimli anlamlı sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çok güzel resimli anlamlı sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kisa ama anlamlİ sözler

resimli anlamlı güzel sözler indir,  anlamlı güzel resimli sözler, güzel resimli anlamlı sözler indir,   en güzel resimli anlamlı sözler,    çok güzel resimli anlamlı sözler, anlamlı sözler resimli,   en güzel anlamlı resimli sözler,


Kisa ama anlamli sözler

En büyük başan hiçbir zaman düşmemekte değil, her düşüşünüzde tekrar ayağa kalkmaktır.
-Confucius

Birisini yürekten sevmek güç verir. Birisi tarafından yürekten sevilmek cesaret verir.
-Lao-Tzu

Bir sürünün üzerine atılacak kurt, onun sayısını düşünmez.
-İskender

Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir.
-Türk Atasözü

Cesareti olmayan adam, keskin kenan olmayan bıçağa benzer.
-Benjamin Franklin

Korkusuz olan dünyanın kralıdır.
-Edison

Cesur adamlar gibi yapın ve zorlukları yüreklilikle karşınıza alın.
-Horace

Sadece korkmamaya başladığımız zaman yaşamaya başlarız.
-Doroth Thompson

Dünyada birçok yetenekli kişi, küçük bir cesaret sahibi olmadığı için kaybolurlar.
-Sydney Smith

Yeteneklerin en fazla geliştiği an, insanın bütün bir dünyayı karşısına aldığı andır.
-Mary Wollstonecraft

Suya düşerek boğulmazsım Orada kalarak boğulursun. 
-Anonim

Yırtıcı aslanları sırtlanlarla korkutmak garip şeydir.
-Selahattin Yusuf Han

Başarısızlıktan korkanın yenilgisi kesindir.
-Napoléon

Korkak, tehlikeye düşünce ayaklarıyla düşünendir.
-Bierce

Korkaklar birçok kez ölür, cesurlar bir kez.
-William Shakespeare

Cesaret en önemli erdemdir, çünkü diğer erdemlerin ortaya çıkmasını sağlar.
-Winston Churchill

Cesaretimizi kendi umutsuzluğumuzdan elde ederiz.
-Seneca

Korku içinde yaşayan adam asla hür değildir.
-Horatius

Korktuğu şeyleri yaparak herkes korkuyu yenebilir.
-Eleanor Roosevelt

Bir şeyden korkan insan, kendi üzerinde bir güce sahip olmasına izin verir.
-Fas Atasözü

Eğer hayat sadece sevinçle dolu olsaydı, hiçbir zaman cesur ve sabırlı olmayı öğrenemezdik.
-Helen Keller

Cesaret günlük bir şeydir. Gerçekle gözgöze geldiğinizde ve farkındalığınızdan geri adım atmayı reddettiğinizde, cesur yaşıyorsunuzdur.
-Anonim

Dünyanın en tehlikeli şeyi, bir uçurumu iki adımda aşmaktır.
-Lord George

Hiçbir şey yapmaya cesaretimiz olmasaydı, hayat nasıl olurdu?
-Vincent Van Gogh

Hayatta yapabileceğin en büyük hata, bir hata yapacağından sürekli korkmaktır.
-Elbert Hubbard

Dünya karşılaştığınız fırtınalarla ilgilenmiyor, gemiyi 1 getirmediğinize bakıyor.
-Raul Armesto

Cesarette, ürkek ruhların takdir edemeyeceği gerçek . güzellik vardır.
-William Congreve

Herkesin yeteneği var. Nadir olan, yeteneğin o kişiyi nereyç götüreceği belli olmadan onu takip edecek cesarete sahip olmasıdır.
-Erica Jong

Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekanın kullanılmasıdır.
-Eflatun

Her gün yaşadıklarınızdan mutlu olmakla cesareti geliş, üremezsiniz. Bunu ancak zorlukların ve engellerin arasından başanyla sıynlarak yapabilirsiniz.
-Barbara Angelis

Kendine güven kazanmanın en mükemmel yolu, bir şeye başarısızlığa imkan vermeyecek kadar iyi hazırlanmakür.
-Lockwood Thorpe

İster kadın ol ister adam, bu dünyada cesarete sahip ota* dan hiçbir şey başaramazsın.
-James Ailen


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sayfamızda dini sözler anlamlı, güzel anlamlı dini sözler, en anlamlı dini sözler, dini özlü sözler,güzel dini sözler anlamlı,  dini ve anlamlı sözler, dini güzel sözler anlamlı, resimli sözler anlamlı,  dini özlü sözler anlamlı sözler resimli, özlü dini güzel sözler, dini özlü sözler anlamlı sözler, resimli anlamlı güzel sözler,  anlamlı dini güzel sözler, güzel resimli anlamlı sözler,  bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Allahi-unutmak-fasik-ve-nifak-nedir

dini-ibretlik-hikayeler-anlam-dolu-sozler


ALLAH'I UNUTMAK, FASIKLIK VE NİFAK


Kadının biri Hasan el-Basrî'ye (rehimehullahu) gelir, «genç bir kızım vardı, öldü, onu rüyamda görmek istiyorum, onu rüyada görmeni sağla-yacak bir dua öğretesin diye sana geldim» der.
Hasan el-Basrî (rehimehullahu) da kadının arzusunu yerine getirir. Ka-dın kızını rüyasında görür ki, aman Allah'ım! Üzerinde katrandan bir el-bise, boynuna bukağu ve ayaklarına prangalar vurulmuş.
Durumu Hasan el-Basrî'ye bildirir, veli de bu hale üzülür.
Aradan zaman geçer, bu defa kızı rüyasında Hasan el-Basrî görür. Kız cennettedir ve başı taçlıdır. Kız «Veli»ye «beni hatırladın mı? Ben sa-na gelerek şöyle şöyle ricada bulunan kadının kızıyım» der.
Hasan el-Basrî «seni gördüğüm duruma getiren sebep nedir» diye sorar. Kız şu cevabı verir, «Adamın biri bizim mezarlığın yanından geçer-ken Peygamber'imize (S.A.S.) bir defa selât-ü selâm getirdi, mezarlıkta azâb çeken beşyüz elli ölü vardık. O adamın selât-selâmı sayesinde —bunlardan azabı kaldırın— diye emir geldi.»
Şimdi düşünelim. Bir adamın Peygamber'imize (S.A.S.) getirdiği se-lât-ü selâm hürmetine o kadar kişi affedilince elli yıllık ömrü boyunca O'na selât-ü selâm getiren kimsenin Kıyamet günü, O'nun şefaatine nail olmaması düşünülebilir mi?
Ulu Allah (C.C.) «o kimseler gibi (yâni münafıklar gibi) olmayın (güna-ha dalmayın) ki, onlar Allah'ı unutmuşlardır (yani Allah'ın emrinden ay-rılarak tersini yapmışlar, dünyalık azgın arzulardan tad almşlar ve onun aldatıcı görüntülerine gönül vermişlerdir).»
Peygamber'imize (S.A.S.) «mümin ve münafık kimdir» diye sormuş-lar, Peygamber'imiz şu cevabı vermiştir:
— Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafığın gözü işe —hayvanlarda olduğu gibi-— yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur. Mümin, eli vardıkça sadaka verir, Allah'dan günahlarının affedilmesini diler. Münafık ise ihtiras ve boş kuruntular peşindedir. Mü-minin Allah'dan başka hiç bir kimsede umudu olmaz, münafık ise AI-lah'dan başka herkese umut bağlar.
Mümin, dini yerine malını feda eder, münafık ise malı uğruna dinini satar. Mümin Allah'dan başka hiç kimseden korkmaz. Münafık ise Allah-dan başka herkesten çekinir. Mümin iyilik işlemekle birlikte ağlar, mü-nafık ise kötülük işlediği halde güler.
Mümin yalnızlıktan ve kendi başına kalmaktan hoşlanır. Münafık ise girişkenlikten ve kalabalıktan hoşlanır.
Mümin tohum eker, (yapıcı ve üreticidir) kargaşalıktan hoşlanmaz, münafık ise yıkıcıdır, bununla birlikte emeksiz ürün peşindedir. Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare uğruna emir verir ve yasaklar ko-yar, düzelticidir. Münafık ise baş olma ihtirası uğruna emirler verir ve yasaklar koyar, yıkıcıdır. Daha doğrusu kötülüğü emrederken iyiliği ve doğruyu yasaklar.»
Nitekim ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor;

— Münafık erkekler de münafık kadınlar da biribirlerinin parçaları-dırlar (hepsi biribirine benzer) Onlar kötülüğü emrederler, iyilikten vaz-geçirmeye çalışırlar. Onlar avuçlarını yumarlar (cimridirler) Onlar Allah'ı unutmuşlardır, Allah da onları unuttu. Hiç şüphesiz münafıklar, fasıkla-rın ta kendileridirler.
Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebediyyen kalmak üzere cehennem ateşini. va'detmiştir. Bu onlara ye-ter. Ayrıca Allah onları rahmetinden kovdu, onlar için tükenmez azap vardır» (23).
Yine ulu Allah (C.C.) şöyle buyurur:

«— Allah münafıklar ile kâfirlerin hepsini (kâfir ve münafık olarak öldükleri takdirde) cehennemde biraraya getirecektir» (24).
Âyet-i celilede münafıkların daha önce zikredilmelerinin sebebi, bun-ların kâfirlerden daha kötü olmaları yüzündedir. Arkasından da her iki zümrenin birlikte varacağı yerin cehennem olduğunu bildirmiştir.
Yine ulu Allah (C.C.) şöyle buyuruyor:

— Hiç şüphesiz, Münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Onlar için hiç bir kurtarıcı bulamayacaksın» (25).
Münafık kelime manas bakımından «nafik-ul Yerbu» deyiminden tü-remiştir. Tarla faresinin yuvasında karşılıklı iki delik bulunduğu söyle-nir, birine «nafıka» diğerine «kasıa» denir. Tarla faresi birinin ucundan başını gösterir, Öbüründen çıkıp gider.
İşte münafığa o yüzden bu ad takılmıştır. Çünkü kendini müslüman-mış gibi gösterir, öte yandan İslâmdan çıkarak kâfirliğe girer.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
- Münafık, iki koyun sürüsü arasında gâh sürünün birine, gâh öbü-rüne katılan şaşkın bir koyun gibidir. O bu sürülerin hiç birinde devamlı barınmaz, çünkü her iki sürüye de yabancıdır. Münafık da tıpkı böyledir, ne tamamen müslümanlarla kaynaşabilir ve ne de kâfirlerle.»
Ulu Allah (C.C.) cehennemi yedi kapılı olarak yaratmıştır. Nitekim
«cehennemin yedi kapısı vardır» diye buyuruyor (26)

Bu kapılar, lânetle kaplanmış demirdendir, cehennem duvarlarının dış yüzü bakırdan ve iç yüzü kurşundandır. Tabanında azap ve tavanında öfke ve acımazlık vardır. Zemini cam, kurşun, bakır ve demir karışımıdır. Cehennemlikler üstten, alttan, sağdan ve soldan ateşle kuşatılmışlardır. Birbiri üzerinde duran katlardan meydana gelmiştir. İşte münafık-lar için bu katların en altta olanı ayrılmıştır.
Rivayete göre Cebrail'in (A.S.) gelişlerinden birinde Peygamber'imiz (S.A.S.) O'na
«ya Cebrail, bana cehennemi ve onun hararet derecesini tasvir et» der. Cebrail de Peygamber'imizin (S.A.S.) isteği üzerine şun-ları anlatır, «Ulu Allah, cehennem ateşini yarattıktan sonra bin yıl bo-yunca yaktı, sonunda kıpkırmızı oldu. Arkasından bin yıl daha yaktı, ni-hayet ağardı. Daha sonra onu koyu bir kara renge bürününceye kadar bin yıl daha yaktı.
Seni hak dinle Peygamber olarak gönderen Allah adına yemin ede-rim ki, cehennemliklerin üzerlerindeki elbiselerden biri yeryüzü halkına gösterilecek olsa, hepsi ölürlerdi. Yine eğer cehennem içeceğinin bir tek kovası yervüzü sularının tamamına katılsa, tadanlar derhal ölürdü.
Ulu Allah'ın «sonra onu boyu yetmiş arşın zincire vururuz» ayetinde belirttiği zincirden bir arşın kadarı —ki o arşının uzunluğu doğu ile ba-tı arası kadardır— dünya dağlarına düşse, dağlar erirdi. Eğer aranızdan biri cehenneme girdikten sonra çıkarılarak aranıza gönderilse yeryüzün-dekiler, kokusununun keskinliğinden bayılarak ölürlerdi.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) Cebrail'in sözünün burasında araya gire-rek «ya Cebrail, bana cehennemin kapılarını tarif et, şu bildiğimiz kapı-lar gibi midirler?» diye sordu.
Cebrail (A.S.) «hayır», Ya Rasulellah fakat birbiri üzerinde katlar ha-lindedirler. Kapıdan kapıya yetmiş yıllık mesafe vardır. Her kapının ısı de-recesi üzerindekinden yetmiş kat fazladır.
Peygamber'imiz (S.A.S.) Cebrail'e bu kapılara tekabül eden katlara kimlerin gireceğini sordu, Cebrail şöyle cevap verdi, «ismi —haviye— olan en alt katın kapısından münafıklar gireceklerdir. Nitekim ulu Allah

«hiç şüphesiz, münafıklar cehennemin en alt katindadırlar» buyuruyor (27) İsmi
—cahim— olan ikinci katın kapısından Allah'a ortak koşanlar gireceklerdir. İsmi — Sakar— olan üçüncü katın kapısından yıldızlara ta-pan putperestler (sabiiler) gireceklerdir.
Adı —Lezza— olan dördüncü katın kapısından şeytan ile birlikte ona uyan ateşperestler girecektir Adı —hutame— olan beşinci katın kapı-sından yahudiler gireceklerdir. İsmi - Sair— olan altıncı katın kapısından hristiyanlar gireceklerdir.»
Cebrâil, sözünün burasında susunca Peygamber'imiz (S.A.S.) «hani yedinci katın kapısından girecek olanları söylemedin» diye sordu. Ceb-rail bu soruya Ya Muhammed «onu sorma» diye cevap verdi. Peygam-ber'imiz «söyle» diye ısrar edince Cebrail «yedinci kapıdan da senin üm-metinden tevbesiz ölen büyük günahkârlar gireceklerdir» diye sözünü ta-mamladı. Rivayete göre:

«Hepiniz teker teker oraya (cehenneme) mutlaka gireceksiniz»
mealindeki âyet-i kerime indiği zaman Peygamber'imizin ümmeti hesabı-na duyduğu korku artmış ve hüngür hüngür ağlamıştı (28).
Allah'ı tanıyan, O'nun sillesinin ve hışmının şiddetini bilen kimse O'n-dan olanca derecesi ile korkar. Anlatılan sıkıntılarla henüz karşılaşma-dan, o korkunç ve ürkütücü ev (cehennem) gözü önüne dikilmeden, per-de düşüp intikamı pek çetin olan Allah'ın (C.C.) huzuruna çıkarılmadan ve cehenneme sevkedilmeden kendine ve sapıklıklarına gözyaşı döker.
Orada nice yaşlı kimse «hey gidi yaşlılığım» diye feryad eder, nice genç «eyvah gençliğime» diye bağırır. Nice kadın da «eyvah rezillikleri-me, yazık yırtılan sır perdelerime» diye figan eder. Orada herkesin yüzü ve vücudu kapkaradır, beli bükülecektir.
Ne büyüklere saygı gösterilir, ne de küçüklere acınır, kadınlar çırıl-çıplaktır.
Allah'ım, ey bağışlayıcıların ulusu! Rahmetin sayesinde bizi ateşten ve ateşe yaklaştıracak her türlü kötülükten koru, bizi iyilerle birlikte cen-nete koy.
Allah'ım! Kusurlarımıza göz yum, başırnızdakileri güvenilir kıl. ayak sürçmelerimizden sonra dengeye kavuşmamızı nasib eyle ve huzurunda bizi rezil eyleme, ey merhametlilerin en merhametlisi.
Salât ve selâm Peygamber'imize, O'nun yakınları ile sahabîleri üze-rine olsun.
________________________________________
(23)   Kur'an-ı Kerim/Tevbe Sûresi, 67-68
(24)   Kur'an-ı Kerimı/Nisa Sûresi, 140
(25)   Kur'an-ı Kerim/Nisa Sûresi, 145
(26)   Kur'an-ı Kerim/Hıcr Sûresi, 44
(27)   Kur'an-ı Kerim/Nisa Sûresi/145
(23) Kur'an-ı Kerim/Meryem Sûresi, 71


nefsi-yenmek-ve-seytana-karsı-koymak

nefsi-yenmek-ve-seytana-karsı-koymak


NEFSİ YENMEK VE ŞEYTANA KARŞI KOYMAK



Aklı başında olan kimsenin, nefsin azgın arzularını açlıkla sindirmesi gerekir.
Çünkü Allah'ın (C.C.) düşmanını (nefsin azgın arzularını) ancak açlık gemleyebilir.
Nefsin azgın arzuları, yemek ve içmek şeytanın vasıtalarıdır. Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) şöyle buyurur:
— Şeytan, insan vücudunda kan damarları yolu ile dolaşır, Binan-aleyh siz onun dolaşım yolunu açlıkla daraltınız. Kıyamet günü, insanla-rın Allah'a en yakın olanı, en uzun müddet aç ve susuz kalanıdır.»
İnsanoğlu hesabına en büyük tehlike kaynağı, midenin doyumsuz ar-zularıdır. Hz. Adem (A.S.) ile Havva'nın huzur ve istikrar yurdundan (cen-netten) çıkarılarak horluk ve yokluk diyarına (dünyaya) gönderilmeleri-nin sebebi odur.
Bilindiği gibi bir ağaç meyvesinden yemek, kendilerine Allah tarafın-dan yasaklandığı halde azgın arzularına yenilerek sözkonusu ağacın mey-vesinden yediler de çırılçıplak kalıverdiler.
Tahkike göre, mide, aşırı arzuların kaynağıdır. Hikmet ehlinden biri der ki, «nefsinin kontrolu altına giren kimse, onun azgın arzularından hoş-lanmaya mahkûm olmuş, onun yanılmalar zindanında tutuklanmış ve kal-bini faydalı şeylerden mahrunr etmiş olur. Vücud azaları toprağını azgın arzularla sulayanlar, kalblerinde pişmanlık ağacı dikmiş olurlar.»
Ulu Allah (C.C.) canlıları üç türlü yaratmıştır: Melekleri akıllı ve fa-kat azgın isteksiz yaratmıştır. Hayvanları azgın isteklerle donatmış fa-kat onların yapısına akıl katmamıştır.

İnsanoğlunu ise akıl ve arzuları birarada yapısına katarak yaratmış-tır. Buna göre aklını azgın arzularının kontrolüne veren kimse hayvan-lardan aşağıdır, bunun tersine azgın arzularını aklının kontrolü altında tutan kimse de meleklerden üstündür.

Allah-rasulunu-gormeyen-goz

anlamlı güzel aşk sözleri, güzel resimli anlamlı sözler, çok anlamlı aşk sözleri, özlü anlamli sözler,

Peygamber Efendimiz vefat ettiği zaman, Eshaptan Zeyd bin Abdullah (r.a.) tarlada idi. Başka bir sahabikoşarak geldi ve:
— Resûlullah dünyadan göçtü, sen hâlâ burada çift sürmekle meşgûlsün, dedi.
Bir anda kendinden geçen Zeyd bin Abdullah, ellerini açarak:
— Allahım, Resulünü görmeyen gözü başımda taşımak istemiyorum. Onu görmeyen göz bana lâzım değil, gözlerimin nurunu al! diye dua etti.

Bu sözler onun ağzından değil, kalbinden geldiği için, Allah duasını kabul etti, o zamana kadar gören gözlerinin ikisi de bir anda kör oldu.



Sayfamızda güzel anlamlı aşk sözleri kısa, güzel manidar sözler, güzel sözler anlamli sözleri, güzel ünlü sözler,  edebiyat ile ilgili sözler, çok güzel sözler aşk, kısa hikayeler anlamlıkorkunç olaylar, hz muhammed sözleri resimli, hukayeler resimli özlü sözler anlamlı sözler, aşk resimli sözler indir, dini sozler azerice, bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz