haya ile ilgili kıssalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haya ile ilgili kıssalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İbretlik Hikaye - Ask Gül Bahçesi

haya ile ilgili kıssalar, edep ile ilgili kıssalar, edep ve haya hikaye, edep ile ilgili hikaye, haya ilgili hikaye, edep ile ilgili şiirler, edep hikayeleri,  edep hikayeleri edeple ilgili kıssalar


AŞK – GÜL BAHÇESİ HİKAYESİ


Kasabanın birinde, güzelliği dillere destan bir kız varmış. Kendisiyle evlenmek isteyen uzak ülkelerden gelen nice prensi, asili, zengini, yakışıklı delikanlıyı reddetmiş. Kimseleri kendine layık görmüyormuş. Kıza gönlünü kaptırmış, aynı kasabada yaşayan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da beğenmemiş. Bizim delikanlı günün birinde kasabadan ayrılmış. Başka biriyle evlenmiş, çocukları olmuş, yeni bir hayat kurmuş.
Uzun zaman sonra yolu yaşadığı güzel, şirin kasabaya düşmüş. Aklına bir zamanlar aşıkolduğu kız gelmiş, ona ne olduğunu merak etmiş. Tanıdık bir yaşlı adam, güzel, büyük bir gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. Kimseleri beğenmeyen güzel kızın kiminle evlendiğini görmek istemiş. Kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman, kel, çok çirkin ve kaba bir adammış. Üstelik zengin de değilmiş. Nasıl oldu da böyle biriyle evlendiğini merak eden adam, kızın kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış. Kız kapıyı açınca adamı tanımış. Adam sormuş:
– Sen ki hiç birimizi beğenmedin, nice kısmetlerini geri çevirdin, nasıl oldu da böyle biriyle evlendin demiş?

Kız da ona:
– Sana cevabı vereceğim fakat önce gül bahçemdeki en güzel gülü koparıp getireceksin, yalnız tek şartım, bahçede ilerlerken geriye dönmeyeceksin.
Adam peki demiş ve çok güzel güllerin olduğu bahçede ilerlemeye başlamış. Önce çok güzel sarı bir gül görmüş. En güzel gül bu derken biraz ilerde daha güzel kocamanpembe bir gül daha görmüş. Tamam budur işte diye düşünürken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası gözüne ilişmiş. Bir türlü karar verememiş, en güzel çiçeği bulacağım derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş, geriye dönemeyeceği için bahçenin sonunda yaprakları solmuş cılız bir gülü mecburen koparıp kıza götürmüş.
Kız gülü almış ve adama demiş ki:
– Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulacağını düşünürken ömür geçer de sonunda en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençlik bitmedenelindekinin değerini bilip, yetinebilmeyi öğrenmek gerekir.
Hayat akarken birçok fırsatla karşılaşırız. Kimimiz fırsatların değerini bilir, kimimiz ise birçok fırsatı kaçırıp görmeden yanı başından geçip gider. Ömür dediğin yoldan geçerken aynı şartlar altında bir daha geçemeyiz. Bir hedefe öylesine kilitleniriz ki karşımıza çıkan diğer fırsatları kaçırırız. Bir gün bir bakmışız hedeflediğimiz noktadan da uzaklaşıp çok farklı bir noktaya gelmişiz. Hayatımıza dönüp baktığımızda geriye kalan sadece kaçmış birçok fırsat ve bize kalan içimizi kemiren “KEŞKE” diye yankılanan düşüncülerimiz.

Sayfamızda çok anlamlı sözler kısa,  en güzel anlamlı sözler kısa, acı sözler kısa anlamlı,çok anlamlı kısa sözler, Anlamlı güzel resimli sözler,güzel resimli anlamlı sözler indir,  en güzel resimli anlamlı sözler,  çok güzel resimli anlamlı sözler, anlamlı sözler resimli,  en güzel anlamlı resimli sözler,  çok güzel anlamlı resimli sözler,  bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz 

dini-hikayeler-mutlaka-okumalisiniz

dini-ibretlik-hikayeler

Anlatıldığına göre Zekeriyya (A.S.) bir gün yahudîlerden kaçar, onlar da ardına düşerler. İz sürücüler kendisine yaklaşınca kalın dallı bir ağaç görür, 

«Ey ağaç yarıl da beni içine al» diye yalvarır. Bu sırada açı-lan ağaç Hz. Zekeriyya'yı gövdesine aldıktan sonra tekrar kapanır.

Derken İblis ortaya çıkar, iz sürücülerini iri gövdeli ağacın yanına ge-tirir, bir testere ile ağacı keserek Hz. Zekerriya'nın ölmesini sağlamalarını söyledi. Onlar da İblisin dediği gibi yaparlar. Hz. Zekerriyya (A.S.) Allah'a değil, ağaca sığındığı için bu yanlış tutum, helâkine yol açar ve teste-reyle ikiye bölünür.
Nitekim Peygamber'imizden (S.A.S.) gelen bir rivayette: Ulu Allah (C.C.) şöyle buyurur:

— Başına bir belâ geldiği zaman bana sığınan kulun, daha o hiç bir istekte bulunmadan, dileğini yerine getirir ve daha yalvarmadan duasını kabul ederim. Buna karşılık başına bir belâ geldiği zaman bana değil de varlıklardan birine sığınan kulun yüzüne bütün gökyüzü kapılarını kitlerim». demiştir.

(Hikâyeye devam edelim:) Testerenin dişleri beynine geçince Hz. Zekeriyya (A.S.) feryadı koparır. Bunun üzerine kendisine şöyle sesle-nilir:

—- Ey Zekeriyya! Allah sana şöyle buyuruyor: Niye belâya sabretmi-yorsun da «ah» diyorsun. Eğer bu sözü ikinci sefer tekrar edersen adını peygamberler defterinden silerim.»

Bu ağır ihtar üzerine Hz. Zekeriyya ağzından hiç bir feryad ifadesi kaçmasın diye dudaklarını ısırır, iki parçaya biçilinceye kadar sabreder.
Aklı başında, olan kimse şikâyetçi olmaksızın başına gelen belâya sabretmeli, dünya ve ahiret azabından kurtulmalıdır. Zira belâların (im-tihanların) en çetini ile peygamberler ve veliler karşılaşır.

Cüneyd-i Bağdadî (rahimehullahu Aleyh) der ki: «Belâ, ariflerin kan-dili, muridlerin uyarıcısı, müminlerin silâhı ve gafillerin helâk alma sebe-bidir. Başına belâ gelip de hoşnutluk ve sabır göstermedikçe hiç kimse imanın tadına varamaz.»

Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

— Bir gece hastalanıp da Allah'dan gelen acıya gönül hoşnudluğu ile katlanan kimse, anasından doğduğu gün gibi günahlardan arınır. O halde hasta olduğunuz zaman iyileşmeyi temenni etmeyiniz.»

Dahhak der ki, «her kırk gecede bir başına ya bir belâ ya bir keder veya bir musibet gelmeyen kimsenin hesabına, Allah katında hiç bir hayır yazılmaz».

Muaz Îbni Cebel (R.A.) der ki, «Allah bir kulun başına bir hastalık verince sol yanındaki meleğe «çek ondan kalemi», sağ yanındaki meleğe de «bu kulumun hesabına yapageldiği amellerin en iyilerini yaz» diye ta-limat verir.

• Peygamberimiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

— Bir kul hastalanınca Allah ona iki melek göndererek «bakın baka-lım, kulum ne diyor» diye talimat verir. Eğer hasta «Elhamdülillah» derse bu sözü melekler tarafından Allah'a ulaştırılır.

O, zaten bilir ya!

— O zaman Allah buyurur ki, «bu kulumun eğer canını alırsam onu kesinlikle cennete yerleştireceğim ve eğer ona şifa verirsem etini daha semiz et-terle, kanını daha daha yarayışlı bir kanla değiştireceğim gibi günahlarını da muhakkak sileceğim

Kim-yahudu-ibretlik-hikaye

ibretlik-hikayeler-ozlu-anlamli-sozler

KİM YAHUDİ ?
Kûfe'de bir adam, kendisinin Müslüman olduğunu söylemekle beraber Hazreti Osman'ın (r.a.) yahûdi olduğunu iddia eder dururmuş. Etrafındaki ilim adamları her ne kadar adamı iknaya çalışıyorlarsa da, bir türlü ikna edemezlermiş. Bu meseleyi İmam-ı Âzam Hazretlerine arzedip adamı susturmasını rica etmişler.
İmam-ı A'zam Hazretleri bir akşam adamın evine misafir olmuş. Hoş-beşten sonra ev sahibi zamanın en büyük aliminin evine gelmesinde bir sebep olduğunu tahmin ederek, isteğinin ne olduğunu sormuş.
İmam-ı A'zam Hazretleri:
— Senin güzel ve dindar bir kızın varmış, ona düğüncü geldim, deyince adam hayret etmiş ve:
— Ya İmam! Sizi buraya kadar gönderen o adam, nasıl bir kimsedir? diye sormuş.
Hazreti İmam, başlamış damat adayının meziyetlerini saymaya:
— Dindar, Allah'tan son derece korkar, hayadan melekler bile ona yetişemez, âlim, hafız... diye saymaya devam edince.
Adam:
— Yeter!, demiş. Senin bu anlattıklarınınyarısı bile benim kızımı vermeme yeter de artar bile.
Meramına erişen İmam:
— Yalnız, demiş bir kusurunu söylemeyi unuttum. Kızınızı istediğim zat, yahûdidir, demiş.
Adam bunun üzerine hiddetlenmiş tabiii:
— Nasıl olur ya İmam! Benim kızım bir yahûdiye mi lâyıkdır? demiş.
Adamdan bu cevabı alan İmam-ı Azam
— Niye lâyık olmasın? Sen bir kızını yahûdiye vermek istemiyorsun da, Yüce 
Peygamberimiz (s.a.s.) iki kızını da yahûdiye nasıl verdi? demiş.
Adam anlamış tabii İmam Hazretlerinin eve niçin geldiğini... Eline ayağına sarılarak af dilemiş ve bir daha da Hazreti Osman hakkında söylediği sözleri ağzına almamış.