başarı sözleri karne için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başarı sözleri karne için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fatih Sultan Mehmet Sözleri

bilgelerden başarı sözleri, büyüklerden hikmetli sözler, cok harika sözler,


* İmparatorunuza Söyleyin. Şimdi ki Osmanlı Padişahı Öncekilere Benzemez. Benim Gücümün Ulaştığı Yerlere, Sizin İmparatorunuzun Hayalleri Bile Ulaşamaz.
* Ya Ben Bizans’ı Alırım; Ya da Bizans Beni.
* Fatih Olmasaydım Ulubatlı Hasan Olmak İsterdim
* Yapmak İstediğimi Sakalımın Bir Teli Bile Bilseydi, Sakalımın O Telini Hemen Koparır ve Yakardım
* Bu Dünya Ölümlüdür. Her Fani Gibi Bende Ölümü Tadacağım.
* Dünya Devleti Ebedi Değildir. Fani Cihanda Hiç Kimse de Ölümsüz Değildir. İnsanların Dünyada Nefesleri Sayılıdır ve Ölümsüzlük Kapısı Kapalıdır.
* Hayatım Boyunca ALLAH’ın Emirlerinden Dışarı Çıkmadım. ALLAH’ın Rızasını Kazanmak İçin Uğraştım. Tek Gayem Bu İdi.
Devletleri yıkan tüm hatanın altında nice gururun gafleti yatar.
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi.
Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.
Saltanat dedikleri bir cihân kavgasıdır.
Olmaya baht ü saadet dünyada vahdet gibi
* Şeyhim Akşemseddin Hazretleri İle Beraber Yaptığım Zikrin Lezzetine Dünyaları Bile Değişmem. Eğer Şeyhim İzin Verseydi Zikir Yolunu Tercih Eder, Saltanatı Terk Ederdim.
“Ben ki İstanbul Fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmed, bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un Taşlık mevkiinde kain ma’lümu’l-hudud olan 136 bab dükkanımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakf-ı sahih eylerim. Şöyle ki:
Bu gayr-i menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim.
Bunlar ki, ellerinde bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezeler. Bu sokaklara tükürenlerin tükrükleri üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye yirmişer akçe alsınlar; Maazallah herhangi bir gıda maddesi buhranı da vaki olabilir. Böyle bir hal karşısında bırakmış olduğum 100 silah ehl-i erbaba verile. Bunlar ki hayvanat-ı vahşiyyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda Balkanlara çıkıp avlanalar ki zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar.”
Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz.
Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem, onu yolar atarım.
Düşmandan yüz çevirmek korkaklıktır. Benim ikbalim yücedir. Talihsizlik ise düşmanın nasibidir. – Haçlı askerlerinin kendisine doğru geldiğini söyleyen devlet adamlarına
Allah beni bu şehrin halkının müttefiki olarak bu zamana kadar sakladı. Biz bu şehrin düşmanlarına galip geldik ve onların vatanlarını aldık. Burayı Makedonyalılar Taselyalılar ve Moralılar almışlardı. Biz bunların bizlere karşı kötü davranışlarının intikamını yıllar geçmesine rağmen torunlarından aldık. – Troya harabelerindeyken
Düşmanı tanımak, tehlikeyi bertaraf etmek demektir.
İstanbulu niçin fethettiklerini sorduklarında önce o benim gönlümü fetfettigi için
“Eğer padişah ben isem ordularımın başına geçmeni emrediyorum; eğer padişah sen isen orduların başına geç.” – 12 yaşındayken Hristiyan ordusunun akınını haber alan Mehmed’ın babasına söylediği söz
“Benim kudretimin ulaştığı yere onların hayalleri bile ulaşamaz!”
Sultan İkinci Mehmed henüz yedi yaşlarında iken hocası Molla Ak Şemsüddin kulağına eğildi ve başarının en önemli kuralını fısıldadı:
“Hedefini tespit etmelisin.”
Önce hedef belirlendi: “Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir.”
Ak Şemsüddin hedef tespitinden sonrasını da söyledi:
“Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma; yol ol ki, herkes senin üzerinden geçerken, sen dağların bile üzerinden geçesin.”
“Hocam, ya şartlar elverişli olmazsa?” diye sordu. Ak Şemsüddin hiç duraksamadan cevap verdi:
“Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar tahakkuk eder. (gerçekleşir)”
Ve günü gelince, çocuk yaşına bakmadan Bizans’ın fethini düşünmeye başladı.
Çandarlı Halil Paşa, gencecik padişahın niyetini duyar duymaz telaşlandı. Sadrazamdı. Sadrazam olarak genç padişaha yol göstermek gibi bir sorumluluğu vardı. Bu çocuk (Padişah) bir çocukluk edip Bizans’ın üzerine yürümeye kalkarsa, alimallah Osmanlı mülkü pâymâl olabilir, hatta elden gidebilirdi. Ümmet-i Muhammed’i bir aceminin acemiliğine kurban etmeyecekti. İkaz görevini yapacak, kelle pahasına olsa bile Padişahı bu maceradan vaz geçirecekti.
Bir gün hışımla genç padişahın huzuruna girdi ve selamı bile unutup sordu:
“Sen ümmet-i Muhammed’i hisar önünde telef etmek mi istersün?”
Genç Hünkâr, baba yadigârı Sadrazamının öfkelenmesinin sebebini az çok tahmin etmişti. Fakat ağzından duymak istiyordu:
“Kangi sebepten ümmet telef olubdur koca vezirum?”
“Bizans’ı feth itmeğe and virmişsün. Ümmetun telefatine başkaca sebep ne lâzım?”
“Beli, and virdük. Ya biz Bizans’ı, ya Bizans bizi alacak dedük! Bir mahzuru mu var?”
“Elbette!” diye cevap verdi Sadrazam, konuşurken uzunca sakalı titriyordu: “Elbette ki mahzuru var, olmayacak duadır ki, akl-ı selim olmayacak duaya hiç bir vakit amin dimez.”
Sultan İkinci Mehmed gülümsedi:
“Kangi duayı kabul edeceğini ancak Hak Tealâ bilür. Biz sadece arzımızı yapar hükm-i İlâhiyi bekleriz.”
Kalktı, Sadrazamına doğru birkaç küçük adım attı. Gözlerine baktı:
“Her daim dimez misin ki, kul kısmı gaza yolunda elinden geleni yapmakla mükelleftur. Biz dahi muştunun (fetih müjdesinin) tahakkuku cihetinde say edeceğiz. İnşaallah-ü Tealâ fetih mukarrerdir.”
“Nereden belli ki?”
“Doğru, henüz belli değil. Zaten teşebbüs olmadan tahakkuk olmaz. Biz dahi teşebbüs üzereyiz.”
Koca Sadrazamın aklı bu işe bir türlü yatmıyordu. İkna olmamıştı.
“Baban alamadı, ondan öncekiler de alamamıştı, sen nasıl alacaksın?” dedi hafiften alaycı.

Genç hükümdar hışımla pencereye döndü. Bir süre yeniçerilerin koşturmasını seyretti. Onlar fethe inanıyordu. Ama yaşlı Sadrazamını henüz inandıramamıştı.
Yüreğine ince bir sızı girdi. Bir an için endişelendi. Ne de olsa yaşlı Sadrazamın müthiş bir tecrübe birikimi vardı. Onbeş yaşından beri devlet hizmetindeydi. Kendisi ise onbeş yaşını geçeli ancak birkaç yıl olmuştu. Bu açıdan şartlar aleyhine görünüyordu.
Fakat şartlara teslim olmayacaktı. Çandarlı’ya döndü:
“Bak a vezirim” diye söze başladı, öfkesini tereddüdüne sarıp yutkunarak; “ben ne babama benzerim, ne babamdan öncekilere. Şimdiki zaman başkaca zamandır. Çaresi yok fetih olacak.”
İhtiyar Sadrazam, tezini savunma kararlılığı içinde tek geri adım atmadı:
“O zaman bil ki, bunun mes’uliyeti tamamiyle sana aittur, çünkü akıbeti hayır görmüyorum. Bizans İmparatoru ünvanını alayım derken, korkarım padişahlıktan da olacaksın. Bu ne hırs!”
Padişah ilk defa öftkelendi:
“Hırs değil iman!..” diye bağırdı, “dedik ya biz onu, ya o bizi! Hakikatli hükümdar olmanın başkaca çaresi yoktur.”
“Elinde olanla yetinsene.”
“Elimdekiyle yetinirsem elimde olan da gider Çandarlı, ne belledin. Zirvede durulmaz, ya devamlı tırmanırsınız, ya da aşağı kayarsınız. Ben gencim, tırmanacağım.”
Çandarlı çıkmak için toparlanırken:
“Ben söylemiş olayım, Hak Tealâ ve kulu nezdinde mes’uliyetten kurtulayım da, sen yine ne ki istersen yap, padişah sensin.”
“Şükrolsun biz padişah-ı cihanız ve Kostantiniyye’yi feth edeceğiz.”
“İmkânsız” diye dudak büzdü Çandarlı Halil Paşa.
“Neden koca vezir?”
“Çünkü surlar çok muhkemdir, muhkem surları yıkacak cesamette (büyüklükte) topumuz yoktur.”
Genç hükümdarın karşısına yine şartlar ve sebepler çıkmıştı. Ak Şemsüddin Hoca’nın sözlerini hatırladı. Gülümseyerek sordu:
“Surları yıkacak toplar günün birinde yapılacak mı?”
“Evet” dedi Sadrazam, “günün birinde herhal yapılır.”
Genç hükümdar kükredi:
“İşte bu gün o gündür vezirim! Topları kullanarak surları tar ü mar edecek Padişah da karşında duruyor.”
Ne demişti Ak Hoca:
“Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir, sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder, rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar tahakkuk eder. (gerçekleşir)”
Şartlar değişti, Bizans teslim oldu, çünkü rahmet inmişti. Bakın nasıl?
Bizans İmparatoru Konstantin Dragazes’in hizmetinde Macar asıllı bir top dökümcüsü (mühendis diyebiliriz) vardı: Urban Usta. Tam o sırada, İmparatorla arasında küçük bir ücret anlaşmazlığı oldu. Bu yüzden Urban Usta pılısını-pırtısını topladı ve Edirne’ye gitti. Padişah’la görüşmek istedi. Topçu olduğunu söyleyince, Padişahın bu işle çok ilgilendiği bilindiğinden, hemen huzuruna çıkardılar. Urban Usta yanında getirdiği plânları Padişahın önüne koydu:
“Bunlar” dedi Bizans’ı koruyan surların plânıdır, tarafımdan en zayıf noktalar tespit edilmiş ve işaretlenmiştir.”
Ardından başka bir deri heybe açtı.
“Bunlar da işaretlenmiş yerleri yıkacak kuvvette gülleler atabilen topların plânlarıdır. Bana imkân ve fırsat verirseniz sizin için bu topları dökerim. Siz de surları yerle bir edersiniz.”
Rahmet tecelli etmişti: Geriye şükür ve gayret kalıyordu.
Müverrih Tursun Bey, kendi adını taşıyan tarihinde der ki:
“Çün erkân-ı devlet vü mülâzımân-ı hazret kal’anun kapularun açdılar, Sultan Mehemmed-i Gazî, Hazret-i Muhammed-i Arabî aleyhi efdalü’s-salavât, Burâka binüp seyr-i cennet ider gibi, ulema ve umerâsı ile kal‘ayı teşrif buyurdu.” Mübarek fethin 549. yıldönümünde, “cevher insan” modeline hasret oluşumuzu da dikkate alarak, Fatih Sultan Mehmed’in kimliği, kişiliği ve yetişme tarzı üzerinde dikkatle durmak lâzım.
Öncelikle belirtmeliyim ki, Sultan İkinci Mehmed’in doğduğu dünyada, bir fatihin yetişmesi için gerekli maddi-manevi tüm şartlar hazırdı. Osmanoğlu’nun elinde, Malazgirt zaferinden itibaren oluşan aynı kıble eksenli, Kur’an orjinli insan kaynakları vardı. Mesela hocaları: Tarih, Molla Gürani gibi, Ak Şemsüddin gibi, Molla Hüsrev gibi cevherlerin aynı dönemi paylaşmalarına pek nadir şahit olmuştur. Bu bilim ve yürek adamları ise sadece aynı dönemi paylaşmakla kalmamış, aynı çocuğu aynı anda beslemek gibi İlâhî bir tevafukun unsuru olmuşlardır.
* * *
Dikkat: “Fetih ekseni” bir birini tamamlayan üç “âbide insan”dan oluşuyor. Biri Fatih Sultan Mehmed, ikincisi Ak Şemsüddin, üçüncüsü Ulubatlı Hasan…
Ulubatlı Hasan toplumsal terbiyenin cihad ruhunu, Ak Hoca, Kur’an ve Sünnet gibi dinin temel kaynaklarını, Sultan Mehmed ise adâletli, kifayetli ve liyakatlı yönetimi temsil ediyor.
Millet bu üçlüyü yetiştirdiği zaman fetih yolları tekrar önünde açılacaktır.
Sihirli formül şudur: İnsan+Hedef+ Gayret=Zafer



Sayfamızda dini sozler bilgiler, Edepli Sozler, fatih sultan mehmet adalet sözleri, fatih sultan mehmet anlamlı sözleri, fatih sultan mehmet sözleri, fatih sultan mehmet sözleri facebook, fatih sultan mehmet sözleri istanbul, güzel sözler çok anlamlı,  bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz 

İmam-Ahmedin-sozleri

anlamlı sözler, komik sözler, güzel sözler, ibretlik sözler, ünlü kısa sözler, düşündüren anlamlı sözler, yeni özlü sözler, güldüren sözler özlü güzel sözler, güzel özenli sözler kısa, komik sözler,


Soran kişinin söz konusu ettiği «kısımlandırma», selefin sözlerinde de bilinen bir taksimdir. Müctehid imamlar Allah'ın yaratıkların dışında oluşu, Arş'ın üzerinde oluşu gibi hususlarda sıfatları reddeden Cehmîlere karşı bu taksimi delil getirirler. İmam A h m e d b. Hanbel «er-Raddü alâ'l-Cehmiyye ve'z-Zenâdika» isimli eserinde Cehmiyye'nin, Allah'ın Arş'ın üzerinde oluşunu inkâr etmeleri konusuna değinirken şöyle demektedir: Yüce Allah: «Rahman, Arş'a istiva etti»(17) buyurmaktadır. Yine şöyle buyurur; «O ki gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattı, sonra Arş'a istiva etti»(18). Ama Cehmiyye, 'Allah Arş'ın üzerinde olduğu gibi yerin yedinci tabakasındadır da. Allah, Arş'ın üzerindedir, göktedir, yerdedir, kısacası her yerdedir; O'nun bulunmadığı hiçbir mekân yoktur; bir yerde olup başka yerde olmaması diye bir şey olamaz' derler ve: «O, göklerde de, yerde de (tek) Allah'tır"(19) gibi âyetleri de kendilerine delil olarak zikrederler.

Onlara cevap olarak dedik ki: Müslümanlar, Rablerinden hiçbir şeyin bulunmadığı çok yer biliyorlar. Ne gibi yerler, dediler. Onlara şöyle dedik: Sizin iç organlarınız, barsaklarınız, domuzların barsakları, işkembeler, pislik yerleri, evet bütün bu gibi yerlerde Rab Teâlâ'dan hiçbir şey yoktur. Rabbimiz, gökte (yüksekte) olduğunu haber vererek şöyle buyurmuştur: «Gökte olanın, sizi yere batırmaya-cağından emin misiniz? O zaman yer, birden sallanmağa başlar»(20). Yine şöyle buyurmuştur: «Güzel söz O'na çıkar»(21), «Ey İsâ, ben seni öldüreceğim, bana yükselteceğim»(22), «Hayır, Allah onu (İsa'yı) kendisine yükseltti»(23), «Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun yanında bulunanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve yorulmazlar»(24), «Üstlerinden, Rablerinden korkarlar»(25), «Melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde O'na yükselir"(26), «O, kulların üstünde tam hâkimdir»(27), «O yücedir, büyüktür»(28).

îmam A h m e d sözüne devam ederek şöyle diyor: Yüce Allah, kendisinin gökte olduğunu haber veriyor. Ayrıca Kur'an'da aşağıda olanların kınandığını görüyoruz. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: «Doğrusu iki yüzlüler, ateşin en aşağı tabakasındadırlar»(29), «(Ateşe giren) kâfirler dediler ki: «Rabbimiz, cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster, onları ayaklarımızın altına alalım da alçaklardan olsunlar(30).

Ayrıca onlara dedik ki: îblis'in de, şeytanların da varlıkta bir yer işgal ettiklerini bilmiyor musunuz? Yüce Allah'ın: «O, göklerde de, yerde de (tek) Allah'tır»(31) sözü şu anlamdadır: Allah, göktekilerin de, yerdekilerin de ilâhıdır. O, Arş'ın üzerindedir, ama ilmi, Arş'm aşağısını da kuşatmıştır; ilminin ulaşmadığı hiçbir yer yoktur; ilminin bir yere ulaşıp diğerine ulaşmaması diye bir durum söz konusu değildir. Yüce Allah şu sözünde bunu dile getirmektedir: «Allah'ın herşeye kadir olduğunu ve Allah'ın bilgisinin, herşeyi kuşattığını bilesiniz»(32).

Bu hususun daha iyi anlaşılması için şöyle dedi: Şeffaf camdan yapılmış bir maddeyle dolu bir bardak düşünün, insan bu bardağa baktığında her tarafını görür. Ama insan o bardağın içinde değildir. Allah da - ki en yüce mesel (vasıflar) Allah'ındır - yaratıkların içinde olmadığı halde, onların hepsini ihata eder.

Yine bir adam düşünün, kendisine bir ev inşa ediyor. Sonra kapısını kapatıp dışarı çıkıyor. Bu adam evinde kaç oda bulunduğunu, her odanın genişliğini bilir. Allah Azze ve Celle de ki en yüce mesel (vasıflar) Allah'ındır- yaratıklarından hiçbir şeyin içinde olmadığı halde yaratıklarının hepsini ihata eder; nasıl olduklarını ve ne olduklarını bilir.

Cehmiyye, Yüce Allah'ın: «Üç kişi gizli konuşsa mutlaka dördüncüleri O'dur»(33) sözünü te'vil ederek: Allah Azze ve Celle bizimle beraberdir ve bizim içimizdedir, derler. Onlara deriz ki: Âyetin tamamını zikretmeden, niçin bir kısmını diğerinden kopuk olarak naklediyorsunuz? Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Göklerde ve yerde olanları, Allah'ın bildiğini görmüyor musunuz? Üç kişi gizli konuşsa mutlaka dördüncüleri O'dur. Beş kişi gizli konuşsa, mutlaka altın

cıları O'dur. Bundan az, bundan çok da olsalar mutlaka O, onlarla beraberdir. (Yani ilmiyle onlarla beraberdir). Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verir. Çünkü Allah her şeyi bilendir»(34). Âyetin tamamı zikredildiğinde mes'ele daha iyi aydınlanmaktadır. Âyet Allah'ın ilminden bahisle başlamakta ve onunla son bulmaktadır.

Cehmi kimselere ayrıca denilir ki: Allah, azametiyle bizzat bizimle birlikte ise, kendisiyle yaratıkları arasında olup biten hususunda sizi bağışlar mı? Şayet evet diyecek olursa Allah'ın yaratıklarının dışında olduğunu ve yaratıkların O'nun berisinde olduğunu ileri sürmüş olur. Bağışlamaz diyecek olursa, o zaman küfre girmiş olur. Cehmî'nin Allah her mekândadır iddiasını ileri sürdüğünde Allah hakkında yalan söylediğini öğrenmek istersen ona sor: Hiçbir şey yokken Allah var değil miydi? Evet, diyecektir. O zaman ona de ki: Yaratıkları yarattığında onları kendi nefsinde mi, yoksa dışında mı yarattı? Bu soruya verilecek üç cevap sözkonusu olabilir:

a — Allah'ın yaratıkları bizzat kendisinde yarattığını ileri sürmüş olacağından küfre girmiş olur.

b — Onları zâtının dışında yaratıp sonra onlara girdiğini söyleyecek olursa, Allah'ın pis, çirkef ve aşağılık yerlere girdiğini iddia etmiş olur ki yine küfre girmiş olur.

c — Ya da onları zâtının dışında yarattığını ve yarattıktan sonra da onlara girmemiş olduğunu söyleyecektir ki, bu takdirde önceki görüşlerinden vazgeçmiş olur. Nitekim bu, Ehl-i Sünnet'in görüşüdür.

İmam Ahmed de sarih akim ve bed'ihi fıtratın gereği olarak bu üç alternatifi zikrederek Allah'ın yaratıkları ya kendi zâtında yarattığını, ya zâtının dışında yaratıp sonradan onlara hulul ettiğinin, ya da kendi zâtının dışında yaratıp hâlâ da ayrı olduğunu; bu üç husustan birinin kaçınılmaz olduğunu belirtmiştir.
Bu mes'elelerden bahsederken ayrıca şöyle demektedir: Cehmî, Allah'ın her şeyde yaratıklarıyla beraber olduğunu, fakat bir şeyle ne bitişik ve ne de onun dışında olduğunu iddia ederken aleyhindeki hüccet ortaya çıkmaktadır. Bu durumda ona: Allah yaratığının dışında olmadığına göre ona bitişik değil midir? dedik. Hayır, dedi. Peki bir şeye ne bitişik ne de onun dışında olmaması nasıl olur? dedik. Geveleyip: Keyfiyetsiz olarak, dedi. Ama yine de sözüyle bazı cahilleri aldatıp gözlerini boyadı.



Sayfamızda büyüklerden hikmetli sözler, cok harika sözler, dini sozler bilgiler, Edepli Sozler, güzel sözler çok anlamlı, imam ahmed bin hanbel hayatı, imam ahmed bin hanbel kısa hayatı, imam ahmed bin hanbel sözleri, imamı ahmed bin hanbel kimdir, imamı ahmed bin hanbel sözleri, bulunmaktadır. 

Etkileyici Sozler

 etkileyici sözler facebook, güzel sözler çok anlamlı,


EN GÜZEL ETKİLEYİCİ SÖZLER

Kötü bir işin en gizli şahidi vicdandır. (Hz. Ömer Ra.)

Gönlümün meclisinde herkes konuşsun istemem, kimse müdahale etmesin aşka. 
Yer gök şahidimdir ki siyasi görüşüm yoktur senden başka.

Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim…

Bir gün gelir de unuturmuş insan en sevdiği hatıraları bile… Bari sen her gece yorgun sesiyle, saat on ikiyi vurduğu zaman, beni unutma. Çünkü ben her gece o saatlerde seni yaşar ve seni düşünürüm…

2 duble rakıdan sonra herkes herkesi sever, söyle ona beni kahvaltıda sevsin…
Seni soruyorlar. Öldü mü diyeyim yoksa dönecek mi? İkisi de imkansız değil mi? 

Çünkü biliyorum asla geri dönmezsin. Ve biliyorsun sen benim için asla ölmezsin.

Ya farkıma vardığında, farkın kalmamış olursa?

Bir gül kadar güzel ol ama dikeni kadar zalim olma… Birine öyle bir söz söyle ki, ya yaşat ya da öldür; ama asla yaralı bırakma…

Aşkın her halini gördüm, artık ne hali varsa görsün…

Üzgünüm diye başlayan bir cümle duyarsanız şayet, hazır olun cümlenin sonunda üzgün olan tek kişi siz olacaksınız…

Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız… Sorsalar, güya hepiniz âşıktınız…

Bazı insanların kaderi istiridyeye benzer, kalplerinde sakladıkları bir inci için, köklerinden sökülürler.

O kadar güzel unutmuştun ki beni, hatırlatmaya kıyamadım…

Hayata karşı ilk küskünlüğümüz, yanımızda sandığımız kişileri, karşımızda görmemizle başlar…

Öyle bir gel demelisin ki, mesafeler anlamını yitirmeli.

Yağmalandı kalbim, ömrüm, her şeyim. Kurşuna dizdiler anılarımı, yenik düştüm bu savaşta neyleyim, bir mezar nasılsa işte öyleyim…

Sen böyle güzelken bana söz düşmez bakma, şiirler yazdığıma.

Hayat, çatlak bardaktaki suya benzer içsen de tükenir içmesen de, bu yüzden hayattan tat almaya bak: Çünkü yaşasan da bitecek yaşamasan da.

Gerek yok her sözü, laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana.
İçin ağlasa da kim duyar seni? Kim anlar dışarıdan olup biteni? Leyla’nın yüzünü görenler bilir: Mecnun’un kalbine batan dikeni!

En ağır işçi benim; gün yirmi dört saat, seni düşünüyorum.

Dudağında yangın varmış dediler, ta ezelden yayan koşarak geldim. Alev yanaklara sarmış dediler, sevda seli oldum; taşarak geldim. 

Giden gitmiş, hüznü ayaklandırmak boşuna… 

Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. www.orjinalsozler.com/etkileyici-sozler Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak.

Peşinden gidecek cesaretin varsa, bütün hayaller gerçek olabilir…
“İyi insan lafın üstüne gelir” demişse eskiler ve ben sürekli seni konuştuğum halde gelmiyorsan; demek ki iyi bir insan değilsin.

Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim. Sensiz boğazımdan geçmiyor.

Bir kere sevdaya tutulmaya gör; ateşlere yandığının resmidir. Aşık dediğin, mecnun misali kör; ne bilsin alemde ne mevsimidir. 
Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük!

Biliyorum, sığmazsın hiçbir yere bu sevdayla, dünya sana dar. Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var.

Gözler yaşarmadıkça gönüllerde gökkuşağı oluşmaz.

Tenine dokunabilmek mi? Hâşâ! Gözüm göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime; tutmayana aşk olsun.

Aşk; kelime değil bir cümledir. Kurmak içinse, özneyle yüklem değil, iki yürek gerekir.

Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan benimle meydan oku her çaresizliğe benimle uyu, benimle uyan birlikte varalım on üçüncü aylara…

Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan bir günahı, seni beklediğim kadar.

Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında; http://www.orjinalsozler.com ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana. Şeker değil istediğim, yüreğini koy avuçlarıma.

Hayat yolunda çıplak ayakla dolaşma hayal kırıklarım ayağına batabilir.

Terk etmedi sevdan beni, aç kaldım, susuz kaldım, hayın, karanlıktı gece. Can garip, can suskun, can paramparça. Ve ellerim, kelepçede, tütünsüz uykusuz kaldım, terk etmedi sevdan beni. 

Boğazıma takıldı sevdan. 3 kere sırtıma vur helal de; alışık değilim harama, ondan olacak herhalde.

Toplumun genelinin neler döndüğünden haberi yoktur. Hatta haberi olmadığından bile haberi yoktur.

Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen. Demlikte nefesin, bardakta gamzen…

Alt yapısı olmayan bir şehir gibiyim. Ne zaman hüzünlensem gözlerimi su basıyor. Ve ne zaman seni düşünsem, kalbimin trafiği aksıyor.

Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık ”sevda” da boğulur…

Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca âşık olup seni düşündüm.

Aşk bir uçurumdan düşmek gibidir, bunun için sevgiliye “yar” denilir.

Kalp midir insana sev diyen yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.

Aydınlık neyin oluyor senin, gökyüzü akraban filan mı? Beni bulur bulmaz 
gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı?

Ne demiş şair. Mutluluğu benimle bulan benimdir gerisi misafir.

Aşk; görmekten çok özlemeyi sever, dokunmaktan çok düşlemeyi.. Ve aşk öyle 
haindir ki; nerde imkansız varsa gider onu sever.

Bir merhaba yeterdi tanışmamıza, yüreğinde aşk kadar cesaret olsaydı.
Yolunu değiştirmeden gittiğin sürece, ne kadar yavaş gittiğinin bir önemi yoktur…

Gençliğimi sadaka verdim şu dilenci yıllara.

Bugün dünyayı istediğin renge boya, bu rengi insanlara tüm sevginle dağıt, 
kendini sevginin bir rengi diye tanıt, çünkü senin varlığın sevgiye en güzel kanıt.

Bazı anlar vardır unutamazsın. Tekrarını istersin ama pozisyon kaçmıştır…

İki damla gözyaşı düştü gülüme, sonra kurudu tuzu kaldı geriye, denizleri aşıp aşkıma yol aldı bir umutla yeşerip tekrar açacak diye.

Ne kadar seversen, o kadar sevilirsin derken kafan mı güzeldi.

Bana kalsa gökyüzündeki tüm yıldızlar yerine bütün insanlara senin gözlerinde ışıldayan bir çift yıldız gönderirdim.


Sayfamızda bilgelerden başarı sözleri, büyüklerden hikmetli sözler, cok harika sözler, dini sozler bilgiler, Edepli Sozler, en etkileyici sözleri, etkileyici bilge sözler, etkileyici sözler, etkileyici sözler 2015, etkileyici sözler anlamlı, etkileyici sözler aşk mesajları, etkileyici sözler facebook, güzel sözler çok anlamlı, bulunmaktadır. 

Kucuk-iskender-Sozleri

küçük iskender sözleri ayrılık, küçük iskenderin bütün sözleri,

Çek bakışlarını gözlerimden, aşk bu şeytan doldurur.

Bırakın bu ayakları. Kaçınız, çırılçıplak bedenler karşısında yalnızca gözlere baktınız. Sorsalar, güya hepiniz âşıktınız.

Kalp bu ulan. Yok, öyle bir arkadaşa bakıp çıkmak.

Soğuk ve şekersiz çay gibisin, ne içimi ısıtıyorsun, ne ağzımda güzel tat bırakıyorsun, sadece uykumu kaçırıyorsun.

Bilirsin beceremem yaşamayı. Bir damla su olsam, gider rakıya damlarım.

Hatırlıyor musun bana armağan ettiğin ilk şarkıyı, ”ölünce sevemezsem seni” Ulan hayattayken bile sevmedin ki…

O kadar güzel unutmuştun ki beni, hatırlatmaya kıyamadım.

Telefon rehberimdeki herkesi senin adınla kaydettim. Bütün gün beni arıyorsun, taklitler yapıp sesini değiştiriyorsun. Biliyorum, sen de özledin.

Bırak şimdi yanaklarımı dudaklarımı gücün yeterse yüreğimden öp beni.

Özne olmayı bırakıp zamir oldum, edat oldum, yüklem oldum. Ama senin gibi, aşk ile ihanet arasına bağlaç olmadım asla.

Sigarayı bile kıskanırdım; kalbine giden yollara uğradığı için…

Öyle bir yerin düşünü gördüm ki; insanlar, sabah uyandıklarında hâlâ hayatta olduklarını fark edip, günaydın demeden önce birbirlerini öpüyorlardı.

Duydum ki böbreğinde taş varmış sevgili. Kesin kalbinden düşmüştür.

Okeyde beklenen son taş gibisin. Biliyorum beklemekle gelmezsin. Zaten gelme çünkü sen gelirsen ben biterim.

Attığın tüm zarlar kaybettirdi bana. Hani sen benim düş-eşimdin.
Sigarayı bıraksam diyorum, tamamen sana başlasam. Sen daha çabuk bitirirsin işimi, böyle çok yavaş ölüyorum.

Ben seni çoktan affettim, sen sen sevdanı helal et.

Offff dedi. Ne oldu? Dedim hiiiiiç, dedi. Her şeyi bırak gel benimle, dedim. Olur mu? Dedi. Topu topu bir tabak fazla koyarız soframıza, dedim. Olmaz, dedi. Neden? Dedim. Aynı tabaktan yeriz, dedi. Bir daha sevdim.

Beni unut diyorsun ya; bu bana imkânsız geliyor. Çünkü seni unutmam için, hatırlamam gerekiyor.

Erkek olmak doğuştan gelen bir alın yazısı olsa da, adam olmak her erkeğe nasip olmuyor.

Kaldır başını aşk belden yukarıda sevgili.

Bana benden iyisini bulamazsın diyen sevgilim ne gemiler yaktım ben, kıçı kırık bir sandalın lafı mı olur.

Senin için ölürüm” dedi. ”Benim için zaten öldün” dedim. Cesedini alıp çıktı.

Şimdi sen gittin ya, şairin dediği gibi herkesi sana benzetiyorum. Bu da mı o şerefsiz acaba diyorum.

İlla 3. Şahıslar girecekse aramıza. Minik parmakları olan bir kızımız olsun.

Kim demiş ki, en büyük aşklar nefretle başlar diye, benim en büyük nefretim bir aşkla başladı.

Sana kemik değil; aşk verdim. Şimdi itlik yapmanın âlemi yok gitme diyorsam gitme.

Gelin arabasının önünü kesen çocuklara verilen zarf gibi, bomboş çıkıyorum sana her ne kadar plakasında mutluyuz yazsa da.

Aşk, bozuk bir pusuladır; seni yanlış bedenlere götürür.

Sanma ki adını ağzıma alıyorum diye seni seviyorum. Dudak tiryakiliği benimkisi seni içime çekmiyorum.

Bir bayanın gözyaşının akmasına sadece soğan değil, bir ‘hıyar’ da neden olabilir.

Bugün kitap izledim, film okudum, müzik yedim, yemek dinledim. Aklım sendeydi, hiçbir şeyi doğru yapamadım, şaşkınım.

Hadi simit satanı anladım, kestane satanı da. Peki ya dost satan, o da mı ekmek parası?

Dönerse senindir dönmezse zaten hiç senin olmamıştır diye bir şey yok dönecek. Bir katil olay mahalline mutlaka geri döner.

Adındaki harf kadardır alfabem…

Annem sürekli “hiçbir şey yemiyorsun, kurudun kaldın” deyip duruyor; ben ne kazıklar yiyorum kimse bilmiyor.

Bana yol vermeyi düşünmeden önce sana verdiğim yolda yürümeyi öğren…

Geri gelmemelisin. Ya olduğun yerde kalmalısın ya da gittiğin yerde. Sen bu hayatta gördüğüm en hoş’çakal’sın neticede.

Bana geleceğin günün adını tıp çok önceden koymuş meğer; ‘kıl dönmesi’

Sağlaması yapılmış bir çarpım gibiyiz sevişmelerden sonra; ikimizden biri sıfır olsa, diğeri ise istediği büyüklükte bir sayı; fark etmeyecek sonuç sıfır.

Kahvenden bir yudum bile almamışsın; korktun mu beni kırk yıl sevmekten.

Git gidebildiğin yere kadar bu liman da kaybettiğim ilk gemi sen değilsin. Ama şunu unutma.

Rıhtımda kalanı değil, çekip gideni vurur fırtına.

Bir erkeğin en lezzetli yeri ‘ başının eti ‘ sanırım. Bu kadar kadın yanılıyor olamaz zira.

Seninle ben bir çaydanlık gibiyiz. Ben üst kısmıyım sen alt kısmı. Hani büyüksün ya. Aramızdaki fark ise şu; ben sensiz de demlenirim, ama sen bensiz ancak su kaynatırsın.

Değil Erosun oku. Zeus’un şimşeği girse g*tüne sen aşktan anlamazsın.

Yaptığım şakanın ardından gözlerimin içine bakıp, “aşk olsun” dediğinde “keşke.” diyebilmek için can atıyordum.

Kirpiklerini kıskanasım geliyor meselâ; gözlerine benden daha yakın diye.

Sen bir defa olsun “seni seviyorum” yalanını at; melekler günahını bana yazsın, olur mu?

Ağlıyor musun?’ diye soruyor giderken utanmadan. Yok, yanlış yerden işiyorum aptal.

Her rengin bir kişiliği vardır. Her kişiliğin de bir rengi. Ben senin rengini buldum. Kahperengi.

Meyve vermeyen tek ağaç darağacıdır.

Sıkı sıkı tembihlerler. Unut onu, aklına bile getirme, çıkar kafandan, hafızandan sil. Sanki seven beynimizmiş gibi.

Bir insanı kaybetmek istiyorsanız çok sevin, kendiliğinden gider zaten.

Evde kedi, köpek beslemekle hayvan sever olunmaz. Hayvan sever dediğin benim gibi koynunda yılan besleyecek…

Tahterevalliden ilk kim kalkarsa yırtar, öbürünün kıçı yere vurur.

Yüreği olmayanın kalbimi kırmasına müsaade etmem. Beni bir saniyede unutanı, ben iki saniye ile şereflendirmem.

Ağzı tabanca. Dudakları namlu, sözleri gece mermisi.

Herkese ”seni sevmediğimi” söylüyorum. Afrikalı bir annenin oğluna ”ben tokum sen ye ” demesi kadar basit bir yalan bu.

Sayfamızda bilgelerden başarı sözleri, büyüklerden hikmetli sözler, cok harika sözler, dini sozler bilgiler, Edepli Sozler, güzel sözler çok anlamlı, küçük iskender aşk sözleri kısa, küçük iskender bilge sözleri, küçük iskender bilinmeyen sözleri, küçük iskender sözleri ayrılık, küçük iskenderin bütün sözleri,  bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz 

EFLATUN SÖZLERİ

 başarı sözleri, büyüklerden hikmetli sözler, cok harika sözler, dini sozler

EN GÜZEL EFLATUN SÖZLERİ



ADALETLİ OLMAK herkese eşit davranmak değildir, herkesin durumuna, konumuna göre davranmaktır.. Yani ADALET= EŞİTLİK değildir!.

Zor duruma düşecek olsanız dahi dürüstlükten, hakikatten ve doğrudan vazgeçmeyin. Diğer türlüsü sizi daha zor durumda bırakacaktır.

Gerçekten de bize verilmiş olan yüce unsur olan akıl kötüyü istemez ve mutlak iyidir.

BİLGİSİZLİK NEDEN KÖTÜDÜR ? BİLGİSİZ KİŞİ AKILDAN, GÜZELLİKTEN, İYİLİKTEN YOKSUNKEN, HEPSİNİ KENDİSİNE TOPLAMIŞ SANIRDA ONDAN..

Her yerde tek bir adalet ilkesi vardır. O da güçlünün çıkarıdır.

Boş bir kafa, şeytanın çalışma odasıdır.

Hiç bir şey tesadüfen gerçekleşmiyor, herşey bi plan dahilindedir.

Bütün sanatlar,kazanma ve meydana getirmeden başka bir şey degildir.

Insanlar mağaranın içinde yaşıyorlar. Filozoflar, peygamberler ise mağaranın dışını bilen ve insanlara bunu anlatmaya çalışan kişilerdir. Çoğu zaman insanlar sert tepki verirler.

Sevginizi belli edin, dertlerinizi samimi olduklarınızla paylaşın ulu orta yerlerde değil. Gönül bağları kurun ki mutlu olmanız kuvvetlensin.

Çoğu insanlar her şeye çabuk inanıp güvenirler ve güvenip inandıkları şeylerden çabucak vazgeçebilirler. Bazı insanlar ise bazı şeylere belli bir sürede inanıp güvenirler ve bu onların hayatı olur.

Bir takım insanlar felsefeyi gereksiz görüyorlar. Fakat felsefe, islam dinini ve düşünce dünyasını derinden etkilemistir.

Adalet ile devlet özdeştir. Devlete yararı olan şey “adaletli”, zararı olan şeyse “adalete aykırı”dır.

Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez.

Dost hem iyi görünen hem de iyi olan insandır.

Nerede eşcinsel ilişkiye girmenin ayıp olduğu kaanati varsa, bunun suçlusu kısmen yasaların kötülüğü, kısmen yöneticilerin despotluğu ve kısmen yönetilenlerin korkaklığıdır.

Eşcinsellik, barbarlar tarafından ve aynen büyük fikirleri kölelerinin öğrenmesi açıkça liderin işine gelmediği için felsefeyi sevmedikleri gibi, eşcinselliğin yaratma eğiliminde olduğu güçlü dostlukların ve ateşli aşkların da liderin işine gelmediği despot hükümetlerin yönetimi altında yaşayan insanlar tarafından ayıp karşılanır.

Bilinen bir şey hakkında araştırma yapmak gereksiz, bilinmeyen bir şey hakkında araştırma yapmak imkansızdır.

Sadece ölüler savaşların sonunu görmüştür.

Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın, yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır..

Öğretmenlik her şeyden evvel bir tanrı sanatıdır.

Bir karenin kenarlarıyla köşegenlerinin rasyonel orantılı olmadığı gerçeğinden 
habersiz olan, insan sıfatına layık değildir.

Nefsinin öğretmeni, vicdanının öğrencisi ol.

Felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır.

Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.

Şehir halkı ne kadar iyi olursa , idarecileride o kadar çok ilahi vasıfta olur

Devlet işleri içten gelen bir sevgi, edep ve kamil akıl ile yürütülmezse onun sonu ÇÖKÜŞ ve YOK OLUŞTUR

İşlerin doğru düzgün yürümesi için şehrin halkına edepli bir başkan lazımdır.

Nefsin hastalığı kendisinde ilahi siyaset adabının bulunmamasıdır.
İdareciler edepli olmadıkları zaman hem kendi işleri hem de idareleri altında bulunanların işleri bozulur.

Edep, devlet başkanları ve benzeri kişilerin tabiatına yerleşince bunu neticesi olarak iyilikler çoğalır, bunlar iyi olarak görülüp beğenilir. Böylece halk da bunların gerçek olduğuna inanır ve iyiliklerin kabulünde birleşir. İşte istenen istikamet budur.

Kanun sahibinin en önemli vazifesi; gayret gösterip edebi gerçekleştirmek ve yerleştirmektir..

Her şey de iyi kötü olabilir. Musıkide iyi olan; karakteri sağlamlaştıran, insanı cömertliğe ve cesarete, iyi ve faydalı ahlaka sevk eden musıki iyidir.

Adet ve kanunlar iyilik ile kabul edilmelidir.İyilik ve fayda bundadır. Baskı ve kölelik yolu ile kabul ettirilmesi ile doğacak zarar sayılamaz.

Bir hüküm, bütün insanların aynı şekilde sarılması gereken şey değildir. Mesela ihtiyarın raksı gibi.

Kabilecilik ailecilik kanunsuzdur, fayda sağlamaz.

Güzel adetler kullanıldığı ölçüde pekişir, sağlamlaşır. şayet ihmal edilirse silinip gider. Gençler ve çocuklar bunu bilemez. Öyleyse bu onlara kabul ettirlip yaptırılır.

Beden terbiyesi ruhu eğitmek içindir. Bedenlerin doğrulup düzelmesi ruhun doğrulup düzelmesini sağlar.

Oğullarım büyüdüğünde, dostlarım onları cezalandırmanızı istiyorum sizden; eğer servetini veya herhangi bir şeyi erdemden daha çok önemserlerse veya aslında hiçbir şey değilken bir şeymiş gibi davranırlarsa, hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda utanç ve kötülük vardır.

Kötülüğün yolu yakındır kolay ulaşılır ona. İyiliğin önüne ise alınteri ve vicdanı koymuştur Tanrı.

Hak ve doğrulukla galip olan şahıs faziletli şahıs, hak ve doğrulukla galip olan şehir de faziletli şehirdir.

Bir insanın akıllı olmasına birşey dediğimiz yok. Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın.

Kötülüklerin ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır.
İnsanoğlu, bilgeliği sevenler siyasi gücü ellerine alana kadar veya siyasi gücü ellerinde tutanlar bilgeliği sevene kadar problemlerin bittiğini görmeyecek.(Sokrates haksız yere öldürüldükten sonra sarfettiği söz.)



Sayfamızda bilgelerden başarı sözleri, büyüklerden hikmetli sözler, cok harika sözler, dini sozler bilgiler, Edepli Sozler, eflatun anlamlı sözleri, eflatun bilge sözler, eflatun bilge sözleri, eflatun filozof sözleri, eflatun güzel sözleri, eflatun hikmetli sözler, eflatun sözleri facebook, eflatun ve sözleri, güzel sözler çok anlamlı, bulunmaktadır. 

Peyami Sefa Sozleri


Zaman yürümüyor, dakikalar korkunç bir sıkıntı içinde uzuyorlar, hatta dağılıyor, birikmiyor, toplanmıyor ve bir çeyrek saat olamıyorlar.
Keşke futbol oynasaymışım; belki de bacağımı Nüzhet’in aşkı kadar yormazdı.

Güzelleşmek için yalan elbiseleri arıyoruz ve çıplak hakikati örtmeğe, gizlemeye çalışıyoruz; hatta kefen bile cesedimizin çirkinliğini gizlemek için beyaz bir yalandır, değil mi?

Batıda hükumet sansürü yerine seviye sansürü vardır. Bu seviyenin olmadığı memleketlerde kanun düşünceyi hudutlandırır. Düşünce hürriyeti isteyenler daha evvel düşünce seviyesinin yükselmesine hizmet etmelidirler.

ustadlardan-Dini-Sozler


İyiliği gizlemek, kötülüğü gizlemekten daha üstündür. (Ebu Bekir Ferra)

Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi. (İmam-ı Azam)

İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. (İbni Haldun)

Herkes herkese bir lokma şey verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak Allah’ın işidir. (Mevlana)

Güzel söz söyleyen, kimseden kötü söz işitmez. (Firdevsi)

Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir. (Mevlana)

Avcı nice al (tuzak, hile) bilirse, ayı da onca yol bilir. (Kaşgarlı Mahmud)

Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali (r.a))

Güzel konuşmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir. (Hz. Ebubekir)

Özü doğru olanın, sözü de doğru olur. (Hz. Ali (r.a))

Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)

Her gecenin bir gündüzü vardır. (Hz. Ali (r.a))

Sakladığın sır senin esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun. (Hz. Ali (r.a))

Bütün kötülüklerin anahtarı, hiddettir. (Cafer bin Muhammed)

Kesilmiş koyuna derisinin yüzülmesi elem vermez. (Hz. Esma)

Güzel ahlak; bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. (Hasan-ı Basri)

En iyi nasihat; iyi örnek olmaktır. (Malcolm X)

Nefis üç köşeli dikendir, ne türlü koysan batar. (Mevlana)

Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer. (İbni Haldun)

İnce sözler keskin kılıca benzer, kalkanın yoksa geri dur. (Mevlana)

Gerçek zengin, bilgisi çok olan insandır. (Hz. Ali (r.a))

Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol. (Mevlana)

Cevizi kırıp özüne inemeyen, hepsini kabuk zanneder. (İmam Gazali)

Hayat, iman ve cihaddır. (Hz. Hüseyin (r.a))

Haksızlığa baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her kötülüğe katlanmalıdırlar. (Hz. Ali (r.a))

Hayatında ekmeği yenmeyen kimsenin adı, ölümünden sonra anılmaz. (Şeyh Sadi)

Hiç kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir. (Hz. Ali (r.a))

Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. (İmam Gazali)

Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor. (Abdulhamid Han)

En büyük felaketler içinde bile ümidini kaybetme, unutma ki ilik, sert kemiğin içinden çıkar. (Hafız Şirazi)

Cahillerin kalbi dudaklarında, alimlerin dudakları kalplerindedir. (Hz. Ali (r.a))

Her kalbin çarpıntısı kendi ecelinin ayak sesleridir. (Beyazidi Bestami)

Mal cimrilerde, silah korkaklarda, karar da zayıflarda olursa işler bozulur. (Hz. Ebubekir (r.a))

Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir. (Sadi)

Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur. (Hacı Bayram-ı Veli)

Zalimler için yaşasın cehennem. (Bediüzzaman Said Nursi)

Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. (Bediüzzaman Said Nursi)

Tatlı suyun başı, kalabalık olur. (Mevlana)

Kurdun elinden çobanlık gelmez. (Sadi)

Eğri ok, doğru yol almaz. (Hz. Ali (r.a))

Hiçbir acı, cehaletten daha fazla zahmet verici değildir. (Hz. Ali (r.a))

İnsanı maskara eden, dilidir. (Sadi)

Ham düşünceleri, ancak akıl pişirir. (Firdevsi)

Fırsatlar da bulutlar gibi çabucak geçer gider. (Hz. Ebubekir (r.a))

Hasedciye rahat, kötü huyluyu da şeref yoktur. (Ahnef bin Kays)

Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ileride kuzu gibi güdülmesinler. (Şeyh Sadi Sirazi)

Hükümetlerin en kötüsü, suçsuzu korkutandır. (Beydeba)

Hükümdar köylünün yumurtasını alırsa, adamları bütün tavukları alır. (Sadi)

Bin zulme uğrasan da, bir zulüm yapma. (Hz. Ali (r.a))

Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlana)


Sayfamızda bilgelerden başarı sözleri, büyüklerden hikmetli sözler, cok harika sözler, dini bilgilendirici sözler, dini bilgili sözler, dini sozler bilgiler, dini sözler 2015, dini sözler anlamlı kısa, dini sözler hadisler resimli, dini sözler kısa, dini sözler resimli, Edepli Sozler, güzel sözler çok anlamlı, bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz 

Şeyh Sadi Sirazi Sözleri

Kalbi kırılanın sözü sert olur.
Bir Şehri Kuşattığın Ve Yönetimi Ele Geçirdiğin Zaman Halka Eskisinden Daha İyi Davran.

Günahsız olan, pervasız konuşur

Muhtesip dolaşırken gocunanlar, terazilerinde dirhem taşı noksan olanlardır.

Soysuzlara karşı soysuzluk etmek mümkündür. Lakın, insan olanın elinden köpeklik gelmez.

Efendi davul sesi ile uyanıyor, bekçinin gecesi nasıl geçti, nereden bilecek.
Taç Ve Taht Geçicidir.  Hiç gönüllere girdin mi?

Bir kadın zalim olan erkekten çok yüksektir. Köpek de halkı inciten insandan üstündür.

Çoban uyumuş, kurt da sürüde: Bu hal akıllı kimselerin beğeneceği şey değil.

Bir kimsenin günahı üzerine hiddetlenirsen onu cezalandırmadan önce iyi düşün taşın.

Bedahşan nalını kırmak kolaydır, lakin kırılan şeyi sonradan eklemek imkânsızdır.

 Gönül sır zindanıdır. Ama bir kere söyledin mi, sır artık zincire girmez.
 Halkın Sevgi Ve Güvenini Kazanırsan Düşmanı Gerçekten Yenmişsin Demektir.

Eğer mertsen, mertliğinden bahsetme. Sen kendini iyilerden saydıkça kötü olursun.

Eşeğini düşman, vergisini de sultan alıp gittikten sonra o memleketin tacında, tahtında ikbal kalır mı?

Yolda laf atmak değil, adım atmak lazım. Yürümedikten sonra lafın manası kalmaz.

 Bir tek kıl ibrişim telinden bile zayıftır. Ama çoğalırsa zincirden bile sağlam olur.

 İdrak kulağından gaflet pamuğunu çıkarmalısın ki, ölülerin nasihatini duyabilesin.

İnan ki, ateşinle gönüller dağlı olunca kıyamet günü iyilik göremezsin.

Kendi ahlakını düşmanından dinle; dostun gözünde her yaptığın iyidir.

Ey düşüncesiz, tedbirsiz ve akılsız olan nefis, sen tek yoksulluğun yükünü çek, ama kendini gamla öldürme.

Düşmanı dostundan fazla olan kişinin, düşmanı şen, dostu mahzun olur.

Toprağın altında iken gönlü diri olan bir ölü, gönlü ölü olarak yaşayan bir bilginden daha canlıdır.

Marifet kapısı, kendilerine karşı bütün kapıların kapandığı kimseler için açıktır.

Acı yaşamış, acıyı tatmış nice insanlar cennette eteklerini sürüyerek yürürler.

Akıl yolu kıvrım üstüne kıvrımlardan başka bir şey değildir ve arifler katında ’tan gayrı bir varlık yoktur.

Muhabbetin seni toprak etmesinden korkma. O mahvettiği takdirde sonsuzlaşırsın.

Toprağın altında değişmedikçe sağlam taneden ot bitmez.

Dünya alakasına karşı perdedir ve bir neticesi yoktur. Sen ancak bağları kopardığın takdirde vuslata nail olursun.

Bir kere serden geçen insan, başına taş ve ok yağmuru yağsa da, dileğinden el çekmez.

Düşmanın derisini yumuşaklıkla yüzebilirsin. Sertlik gösterdin mi, dostun bile sana düşman olur.

Hüner sahipleri, cefa gördükleri halde muhabbet gösterirler. Yolunun yiğitleri, bela okuna hedef olanlardır.

Onlar kibir külahını atmışlar, yücelik tacıyla başlarını yükseltmişlerdir.

Eğer, şu arif geçinen adam gerçekten dostunu tanısaydı, düşmanla çekişmeğe vakti kalmazdı.

Hakkın varlığından haberi olsaydı, bütün halkı yok bilirdi.

Iırmak kenarından sıcak su iç de ekşi suratlının soğuk gül şerbetini içme.

Bilgin ne kadar çalışırsa çalışsın, canını ecelden kurtaramaz. Cahil de, ne kadar uygunsuz şeyler yerse yesin, ölmez.

Murada ermedim diye düşüne düşüne kalbini yakma, kardeşim. Çünkü her gecenin gündüzü vardır.

Elalemi ayıplarıyla anan bir kimsenin senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme.

Bende bir zamanlar çocuktum. Fakat Allah ötekilerden daha çok güç vermişti pazılarıma. Güçlüydüm ve gücümle benden küçükleri hırpaladım. Onları döver, gönüllerini incitirdim. Bir gün kendimden güçlü birinden dayak yedim.  O gün bugündür çocukları çiçekler gibi sadece sevip koklamak ve korumak gerektiğini düşünüyorum.

Komutanına Karşı Çıkan Bir Askere Görev Verilmez.

Başındakinin Değerini Bilmeyen, Ona Nankörlük Edenden Hayır Gelmez. Onun 
Sözüne Ve Yeminine Güvenilmez. Kendisinden fazlasıyla iyilik gördüğün kimseye fenalık etmen insanlık değildir… Aradan bir nice zaman geçmedikçe insanın içyüzü anlaşılmaz.

Hiddetle hemen kılıca sarılan kimse sonra esefle elinin ardını dişler.

Büyük kalarak yaşamanın şartı odur ki her küçüğün kim olduğunu bilesin.

Salih adam dilenirse ancak kendi nefsinden dilenir ve ondan hırsı terk etmesini ister. Çünkü her saat “ ver “ diyen bir nefis, sahibini zillet içinde köy köy dolaştırır.

Kimsenin işini ayağa düşürme. Mümkündür, sen de onun ayağına pek çok düşersin.

Kuvvetlilerin yükünü zayıflar çekerken padişaha tatlı uyku haramdır.

Eğer yiyip yatmaktan başka bir şey bilmiyorsa, adam hayvandan nesiyle yüksek olur.

Güneşler, aylar ve ülkeler daha çok zaman parlayacaklar ama sen mezar yastığından başını kaldıramayacaksın.

Devri kötü olan bir zalim dünyada kalmayacak, ama onun üzerinde ebedi bir lanet kalacaktır.

Ekşi yüzlü adam, insanı hoş tabiatlı, tatlı mizaçlı dostlarından daha güzel tenkit eder.

Değersiz kimselerle savaşmaktan çekin.

Ben damlalardan sel olduğunu çok gördüm.

Sen kendi kaygını sağlığında çek, hısımların hırsa düşerler ölenle ilgilenmezler.

Parayı, nimeti şimdiden ver, çünkü senindir ve senden sonra bunlar senin emrinden çıkacaktır.

Eğer hikmetiyle bir kapıyı kaparsa, rahmetiyle başkasını açar.

Kim çalarsa çalsın, cömerdin kapısı mutlaka açılır.

Ey akıllı kimse, hekim sana acı ilaç gönderdiği zaman hastalıktan korkma. Dost elinden gelen her şeyi iç. Hasta hekimden daha bilgili değildir.

Kişi kendinden üstününü aramayı fırsat bilmelidir. Kendin gibisiyle vaktini ziyan edersin. Kendi benzerlerinin izinde ancak kendini beğenmişler yürür.

Büyüklük gösterişle, lafla olmaz; yücelik dava ile kuruntu ile elde edilmez. 

Tevazu yüceliği arttırır, fakat gurur seni toprağa serer.

Çirkin tabiat, adamı cehenneme götürür. Çünkü iyi huy cennetten gelmiştir.

Tahammül sana önce zehir gibi görünür. Fakat tabiatına kök salınca bal kesilir.

Sel heybetle aktığı için yukarıdan aşağı tepesi üstü düşer. Hâlbuki çiğ damlası küçük ve acizdir; bu sebeple gökyüzü onu muhabbetle alır, ayyuk’a çıkarır.

Sen kendinden bahsetme ki, seni başkaları övsünler. Kendini övdüğün takdirde bunu başkalarından bekleme.

İnsan olmak isteyen kişi önce nefsinin köpeğini susturur.

Meydana çıktığı zaman yüz kızartacak olan bir sözü gizlice niçin söylemeli? Velhasıl dünyada kimse kimsenin elinden, dilinden kurtulamaz. Dile düşen için biricik çare sabretmektir.

Yeryüzünde Hiç Bir Hüma Kuşu Kalmasa Da, Kimse Baykuşun Gölgesine Sığınmaz.

Geçmişlerin İyiliklerini An Ki, Senin De Adını Gelecekte Ansınlar.

Dostlarına Karşı Bile Uyanık Olmalısın. O Zaman Düşmanından Da Emin Olabilirsin.

Düşmanın Ülkesini Kuşatıp Fethettiğin Zaman Asayiş Ve Güvenlik İşlerinde 
Oranın Tutukevindeki Mahpusları Görevlendir. Onların Yürekleri Acılıdır. Zulme Geçit Vermezler.

Birini mevkiinden çıkarırsan, bir müddet geçtikten sonra suçunu affet.

Ümit besleyen kimsenin muradını vermek, mahpusun bağını çözmekten bin kat iyidir,

İnsan iyilik ümidi ve kötülük korkusu dolayısıyla aklın gereğini benimser.

Kurdun kafasını, halkın koyunlarını paraladıktan sonra değil, önce kesmek gerekir.

Hedefe, okun gezi elindeyken nişan ol, ok yaydan fırladıktan sonra değil.

Düşman bir kusur bulunca, büyüklerin kalplerini dağlar.

Ateş, ufacık şeyle de alevlenir fakat koca koca ağaçları tutuşturmak mümkündür.

Öfke, pusudan askerini saldırttığı zaman, ortada ne insaf kalır, ne takva, ne de din kalır.

Ben şu göklerin altında, bunca meleği ürküten böyle şeytan görmedim.

Bir düşmana üstün geldiğin zaman onu incitme, zaten kendi derdi kendine yeter.

Herkesin huzurunu kendi rahatına tercih eden kimseye ne mutlu.

Hüner sahipleri, başkalarının gamını çekmekten kendi keyiflerine bakamamışlardır.

Elalem harman kaldırırken, vaktiyle tohum ekmemiş olmak ne gevşekliktir.

Derisini parçalasalar dahi, Huda dost hiçbir zaman dostunun düşmanıyla dost olmaz.

Dost gönüllerini derli toplu tutmak, hazine toplamaktan daha iyidir.

Zorluya tahammül et ki bir gün ondan daha kuvvetli olasın.

İnatçının şerrini iyilikle gider. Himmetin pazısı kuvvetin elinden üstündür.

Padişahken zulmedersen, padişahlıktan sonra dilenci olursun.

Kafası Zühal yıldızına değen bir padişahla zindanda inleyen züğürdü, başlarına ölüm askeri hücum ettikten sonra birbirinden ayıramazsın.

Şer çıkaranlar- yuvasına nadiren dönebilen akrepler gibidir- gene şer sevdasında giderler.

Yolu takip etmeyen bedbaht süvari, doğru yürüyen yayadan geri kalır.

Düşen her zaman kalkmış değildir.

Bir hükümdar abit olursa ölümle neyi eksilir, madem ki ahret de de padişahtır.

Kendine fenalık yapan ahlaksız, insanlara kötülük yapanlardan iyidir.

Çıkrığının ardında ihtiyar kadın lanet ederken, meclisin baş köşesinden gelen aferinlerin  değeri yoktur.

Hastaya şeker vermek günah olur, çünkü ona acı ilaç fayda verecektir.

Senin iyiliğini isteyen kimse, “ yolunda şöyle bir diken var “ diyendir.

Yolunu kaybedene iyi gidiyorsun demek şiddetli bir zulümdür.

Bir iş tedbirle olacaksa düşmanın yüzüne gülmek, savaş çıkarmaktan daha iyidir.

Kaşını çatmamağa çalış, ne kadar zayıf olursa olsun düşmanın dost kalması daha iyidir.

Hizmeti yeni girenin ipini uzat fakat kesme, sonra bir daha yüzünü göremezsin.

Elinden hayır gelen bir oruç yiyici, dünyaya tapıp yıl orucu tutan kimseden iyidir.

Herkes kuvveti derecesinde yük taşır, karıncaya göre çekirge ayağı ağırdır.

Amelsiz söz gevşek bir dayanaktır. İster merhem sürsün ister yaralasın.

Ne hoştur, O’ nun gamıyla perişan olanın hali.

Nice kuvvetli, nice üstün akıllar vardır ki, aşkın havası onları mağlup etmiştir. 
Çünkü sevda aklın kulağını büktükten sonra, akıl bir daha baş kaldıramaz.

İster yücelik ve mevki olsun, ister zillet ve hapis olsun, ben bütün bunları ’tan bilirim; Ahmet’ten, Mehmet’ten değil… Eğer aşk eri isen kendine değer verme. 
Aksi takdirde afiyet yolunda yürü.. Seni ’a aşina kılacak kimse kendi benliğinden seni kurtarmış olandır. Çünkü benliğinle beraber oldukça kendine yol bulamazsın ve bu inceliği de kendini unutanlardan başkası bilemez.

Yüzücülükte yiğit de olsan, elini ayağını ancak çıplakken kullanabilirsin. Şu halde şöhret, namus ve riya hırkasını sırtından çıkarmalısın; elbisesiyle suya batan kimse aciz kalır.

Öğüdü, tesir etmeyeceğini bildiğin bir kimseye verme, ey şaşkın. Elinden dizgini kaçırmış olan zavallıya, “ oğlum yavaş sür “ denmez.

Aşkına sadık olan kimse canına kıyabilendir; yüreksiz adam kendine âşıktır.

Seçkin bir akıllı gönülsüz olur; meyvelerle yüklü dal başını yere kor.

Üstü başı temiz fakat ahlakı kirli olan kişinin cehennem kapısını açmak için anahtara ihtiyacı yoktur.

Zühd ü takva ile meşgul ol, ama Muhammed Mustafa’yı geçecek kadar değil.

İyahlık şöyle dursun, haddinden fazla beyazlık bile hoşa gitmez.

Her kim çirkin huyundan vazgeçerse, cennette sonsuz bahtiyarlıklara ulaşacaktır.

Tatlı söz karşısında büyükler gönülsüzleşirler, kafalarını dikmezler; küçükler de başlarını eğerler.

Başarı tatlı dille elde edilir. Hırçın tabiatlı kimse daima ısdırap çeker.

Yüzü sofra gibi karmakarışık olan bir adamın ekmeğini tatmak haramdır.

Azametli adam kurum satar; çünkü büyüklüğün yumuşaklıkta olduğunu bilmez.
Sen zebun ol da derini yırtsınlar. Çünkü gönül sahipleri küstahların yüklerine katlanırlar.

Adamlarının toprağından testi yapsalar, halk onu melâmet taşıyla kırar.
 Methü sena ipiyle kuyuya inme, Hatem gibi sağır ol da kendi ayıplarını dinle.

Düşman sözü ağırına gidiyorsa dikkat et de onun ayıpladığı şeyleri yapma.

Benim için iyi şeyler söyleyen kimse, ancak kusurumu bana açıkça gösterendir.

Ecel günü zırhı delen ok, eceli gelmeyenin gömleğinden bile geçmez.

Kıyısı görünmeyen bir suda, yüzücünün gururu işe yaramaz.

İnsana hüner, fazilet, din ve olgunluk gerek. Mevki, mal dediğin şey bir gelir, bir gider.

On adam miktarı konuşan cahilden çekin.

Bilginler gibi bir söyle, pir söyle elalemin kötülüğünden bahsettiğin takdirde, sözün doğru olsa bile, özün kötü sayılır.

Kimsenin hoşuna gitmese bile, sen faydasına inandığın bir sözü söyle. Onu bugün dinlemeyen cahil yarın pişman olacak.

Günahlarından şu anda kork kıyamet günü kimseden korkun olmasın.

Bir Meczuba sordular: -Cenneti mi istersin yoksa cehennemi mi?  Ne, cenneti ne, de cehennemi dedi. Ne demek istiyorsun? Dediler: -Benim isteğim O`nun razı olduğundandır? dedi.

Emrindekileri Bağışlaması Bilmeyenler, Bir Gün Bu İnsanların Affına Muhtaç Olurlar.

Bir Cahil için En iyi Şey Susmaktır. Ne Var Ki, Bunu Bilseydi,Zaten Cahil Olmazdı.

Düşmanın Yakınlarından Birisi Sana Dostluk Elini Uzatabilir, Bunu Dikkatle 
Karşıla. Düşmanın Dostu Düşmandır, Unutma.

Tatlı Söze Kanma, Baldaki Tatlı Yanıltıcıdır.

Herkesin Yankesici Olabileceğini Düşünen Kimse, Kesesindeki inciyi Kolay Kolay Kaptırmaz.

Yeni Görev Yüklenmiş Olanların işlerini kolaylaştırır, Onlara Yardımcı Ol, inayet Elini Uzat. 

Ruhu için El Fatiha Ma Selavat.




Sayfamızda , bilgelerden başarı sözleri, büyüklerden hikmetli sözler, cok harika sözler, dini sozler bilgiler, Edepli Sozler, güzel sözler çok anlamlı, şeyh sadi sirazi sözleri, şeyh sadi sözler, şeyh sadi sözleri, şeyh sadi özlü sözler, şeyh sadi şirazi den sözler, şeyh sadi şirazi güzel sözleri, şeyh sadi şirazinin sözleri, bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz