hikayeler ibretlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikayeler ibretlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Silahi-rahim-ana-baba-hakki

ezan-sesi-anlamli-sozler


Silâ-i Rahim ve Ana Baba Hakki

Allah Teâla (C.C.) söyle buyuruyor:
"Ey insanlar! Sizleri bir tek insandan yaratan, o tek insandan erkegi ve disiyi yaratarak bu çiftten bir çok erkek ve kadinlar üretip yeryüzüne yayan Allah'a karsi gelmekten sakininiz. O'nun adini ileri sürerek birbirlerinizden çesitli dileklerde bulundugunuz Allah'dan ve akrabalik baglarini zedelemekten çekininiz. Çünki, Allah sizin üzerinizde devamli bir denetleyicidir."
(Nîsâ Sûresi - 1)
Yine ulu Allah (C.C.) söyle buyuruyor:
"Yoksa idare yetkisi elinize geçse, yeryüzünde kargasalik çikararak ve akrabalik baglarini zedeleyerek bas mi kaldiracaksiniz?! Bu kimseler yok mu? Allah onlari rahmetinden kovarak kulaklarini sagir ve gözlerini kör etmistir."
(Muhammed Süresi. 22-23)
Hazreti Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"O kimseler ki, Allah île vardiklari kesin sözlesmeyi bozarak Allah'in isler halde tutulmasini emrettigi münâsebet ve baglari keserler ve yeryüzünde kargasalik çikarirlar. Bu kimseler yok mu? Onlar büyük zarara ugrayanlarin ta kendileridirler."
(Bakara Süresi. 27)
Yüce Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"O kimseler ki, Allah ile vardiklari kesin sözlesmeyi bozarlar ve Allah'in isler halde tutulmasini emrettigi münâsebet ve baglari keserler. Bunlar yok mu? Iste Allah'in laneti bunlarin üzerindedir, kötü barinak (Cehennem) da onlarin olacaktir." (Ra'd Süresi. 25)
Buhari ve Müslim'in Ebû Hureyre'den (R.A.) rivayet ettigine göre, Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Ulu Allah (C.C) bütün varliklari yaratti. Bitirdigi zaman, «Silâ-i Rahim» ayaga kalkarak; «Ey Allah (C.C)'im! Burasi akrabalik ve dostluk baglarini kesmekten kaygi duyanlarin makarredir» dedi. Ulu Allah (C.C) «Evet, sana riayet edene yakin olmama ve seni savsaklayanlari rahmetimden uzak tutmama razi olmaz misin?» buyurdu. Rahm: «Evet» dedi, ulu Allah (C.C) da «Öyleyse
orasi senin olsun» buyurdu, sonra dilerseniz Allah (C.C)'in su âyetini okuyunuz dedi:
"Yoksa idare yetkisi elinize geçse, yeryüzünde kargasalik çikararak akrabalik baglarini zedeleyecek bas mi kaldiracaksiniz? Bu kimseler yok mu? Allah onlari rahmetinden kovarak. kulaklanni segir ve gözlerini kör etmistir."
Bu hadis-i Tirmizi'de rivayet etmis hasen sahih bir hadisdir demistir. Ibni Mâce ile Hâkim dahi rivayet etmisler. Hâkim isnadi sahihdir demistir.»
Hz. Ebû Bekr (R.A)'den rivayet edildigine göre. Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Âhîrette çekilecek azabin yaninda cezalar öne alinarak dünyada çektirilmeyi hak eden baslica günahlar gaddarlik ile akrabalik hakkini çignemektir."
Buharî ile Müslim'in birlikte naklettiklerine göre Peygamberimiz {S. A.S.) söyle buyuruyor:
«— Akrabalik hakkini çigneyenler Cennete giremezler.»
Süfyân: «Bundan murat, silayi rahim yapmayanlardir» demistir. Güvenilir
ravilerin senedi ile imami Ahmed dahi rivayet etmistir.
«— insanogullarinin amelleri her persembe günü ve Cuma geceleri Allah (C.C)'a arzedilir, fakat akrabalik hakkini çigneyenlerin amelleri geri çevrilir.
Beyhakinin rivayetine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Cebrail (A.S.) bana gelerek söyle dedi:
Bu gece saban ayinin onbesinci gecesi (Berat gecesi)dir, Allah (C.C) bu gece Kelb kabilesinin sürüsündeki koyanlarin killari sayisinca kimseyi cehennemden azad eder, fakat su kimselerin yüzüne bile bakmaz:
1   — Allah (C.C)'a ortak kosanlar,
2   — Kin tutanlar,
t — Akrabahk baglarini savsaklayanlar,
4   — Kendini begenmislik ve büyüklük duygusunun alâmeti olarak elbisesinitopuklarina kadar uzatanlar,
5   — Ana-babaya karsi gelenler.
6   — Devamli içki içenler.»
Ibni Hibban ile baskalarinin rivayetinde; Peygamber'imiz (S A.S) buyuruyor ki:
«— Su üc kimse cennete giremez:
1   — Devamli içki içenler
2   — Akrabalik baglarini savsaklayanlar
3   — Büyüye inananlar.»
Ibni Ebü Dünya ile Beyhaki'nin ve kisaltilmis olarak Imami Ahmed'in rivayetinde Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurduler:
"Bu ümmetin içinden öyleteri gelecektir ki, bunlar bir gece her insan gibi yiyip içip oynayacaklar, fakat maymun ve domuz kiligina girerek sabahlayacaklar, sarsintiya ugrayip
yerin altina geçecekler veya üzerlerine tas yagacaktir."
Halk «Dün gece filân ogullari yerin dibine batti, falan dünyâperestin evi alt üst oldu» diyecektir. Lût kavminin bazi kabileleri üzerine yagdigi gibi onlarin ve evlerinin üzerine de tas yagacaktir. Hz. Âd'in bir kisim kavmini kavuran kasirga gibi bir kasirgaya tutulacaklardir. Bu âfetlerin sebebi su günahlari islemeleridir:
1   — Devamli içki içmeleri,
2   — Erkeklerin ipekü elbise giymesi,
3   — Oyuncu ve sarkici ve kadinlar edinmeleri.
4   — Faiz alip vermeleri,
5   — Akrabalik haklarini savsaklamalari."
Hz. Cabir (R.A.) buyurur. «Bir haslet daha var ki, Cafer onu unutmustur. (Taberaninin El-Evsat'ta rivayetine göre) Bir gün biz toplanmis oturuyorken karsimiza Peygamberimiz (S.A.S.) cikageldi ve bize söyle buyurdu:
«Ey müslümantar cemaati Allah (C.C)'dan korkunuz ve akrabalik haklarini gözetiniz, çünki mükâfati en çabuk veriien iyi amel, akrabalik hakkini gözetmektir.
Gaddarliktan sakinintz, çünki cezasi en çabuk verilen günah gaddarliktir, zulümdür. Ana - babaya karsi gelmekten, onlari yüzüsütü brrakmaktan sakininiz, çünki kokusu bin senelik mesafeden duyuldugu halde su kimseler. Cennetin kokusunu bile duyamazlar:
6   — Ana-babaya karsi gelenler, onlari yüzüstü birakanlar,
2   — Akrabalik haklarini savsaklayanlar,
3   — Yasli iken zina isleyenler,
4   — Büyüklük taslamak gayesi ile elbisesini yerlerde sürünecek sekilde uzatanlar,çunki büyüklük Allah (C.C)'a mahsustur.»
Isfehanî'nin rivayetine göre Cabir söyle demistir: Peygamber (S.A.S.)´imizin huzurunda oturuyorduk. O: «Akrabalik haklarini gözetmeyenler aramizda oturamazlar» dedi. Bunun üzerine bir delikanli ayaga kalkarak halkamizdan çikti ve bir teyzesine gitti, aralarinda bir kirginlik varmis, hemen orada delikanli teyzesinden afv diledi, teyzesi de onu afvettigini bildirdi, arkasindan delikanli yine aramiza katildi.
Bunun üzerine Peygamber'imiz (S.A.S.) «Aralarinda akrabalik hakkini çigneyen birisinin bulundugu topluluga Allah (C.C)`in rahmeti inmez» buyurdu.
Yukardaki hadîs, su rivayeti dogruluyor, buna göre bir gün ebu Hureyre (R.A.) Peygamber (S.A.S.)´imizden bahsederken «O, akrabalik baglarini çigneyenleri aramizdan çikarirdi» deyince orada bulunan bîr delikanli ayaga kalkti, hemen yillardan beri dargin yasadigi bir halasina gitti, onunla baristi.
Kadin yegenine davranisinin sebebini sorunca oglan da Ebû Hureyre (R.A.)'nin sözlerini anlatti, Kadin «Git, bu konuda ondan daha genis bilgi al» dedi, ogian gelip Ebû Hureyre (R.A.)'den daha genis bilgi isteyince o söyle dedi. «Çünki ben Peygamber`imizin (S.A.S.) söyle dedigini duydum: "Aralarinda akrabalik baglarini çigneyenlerin bulundugu kavimlere Allah (C.C) rahmet göndermez."
Taberanî'nin (rahimehullah) naklettigine göre (Hadiste: "Süphesiz Melekler içlerinde akrabalik hakkina riâyet etmiyenler) bulunan bir kavmin üzerine inmezler." demistir.
(Taberanî'nin sahih senediyle) Âdem'den rivayetine göre söyle demistir: «Bir gün sabah namazindan sonra Ibni Mes'ud (R.A.) bir gurup arasinda oturuyordu, bir ara söyle dedigini duydum,
«Allah (C.C) askina, aramizda akrabalik baglarini koparanlar varsa kalkip çiksin. Cünki biz Rabb'imize dua etmek istiyoruz. Oysa ki, gökyüzü kapilan akrabalik baglarini çigneyenlerin yüzüne kapalidir.»
Buhârî ile Müslim'in bildirdigine göre Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Rahim, Ars'a asilidir ve kim beni gözetirse Allah (C.C) da onu gözetir, kim beni savsaklarsa Allah (C.C) da onu rahmetinden mahrum eder» der."
Hadisi Ebû Dâvûd'la Tirmizî de rivayet etmis, Tirmizî onun hakkinda: Hasen Sahih bir hadistir demistir. Fakat, sahihtir demesine itiraz edilerek Munkati oldugu söylenmistir. Mevsul rivayeti hakkinda Buhari hatadir demistir.
Abdurrahman Ibni Avf'in (R.A.) rivayetine göre Peygamber (S.A.S.)`imiz söyle buyuruyorken isittim demistir.
«— Ulu Allah (C.C) der ki, «Ben Allah'im, ben Rahman'im. Rahm´i yarattim ve ona kendi adimla ayni kökten türeyen bir isim verdim, onu gözeteni ben de gözetirim, onu çigneyeni ben de rahmetimden mahrum ederim.»
Imam-i Ahmed'in sahih senetle rivayetine göre: Peygamber'imiz (S. A.S.) buyuruyor ki:
"Faizin en katmerlisi, müslümanin irzina haksiz yere dil uzatmaktir. Rahm Allah (C.C)'in «Rahman» isminden türemis karsilikli bir kan yakinligidir. Bu yakinlik bagini çigneyenlere Allah (C.C) Cenneti haram eder."
Imam-i Ahmed'in kuvvetli iyi bir isnatla ve Ibni Ribba'nm Sahihinde rivayetine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Rahim, Allah (C.C)'in «Rahman» isminden türemis, karsilikli bir kan
yakinligidir, O der ki, «Yâ Rabb'i! Beni çignediler, ya Rabb'i beni savsakladilar. Yâ Rabb'i, bana haksizlik ettiler. Yâ Rabb'i. Yâ Rabb'i...»
O böyle sikâyet edince Allah (C.C) ona söyle cevap verir: «seni gözeteni gözetmeme ve seni çigneyeni rahmetimden mahrum etmeme razi degil misin?» der.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Rahim, Arsa asili bir halkadir, keskin bir dil ile konusarak söyle der: Allah
(C.C)'im! Beni gözeteni sen de gözet, beni çigneyeni de rahmetinden uzak tut.» Ulu Allah (C.C da ona söyle buyurur: Ben «Rahmans ve «Rahim»`im. Rahm'e kendi adimla ayni mastardan titreyen bir isim takdim, onu gözeteni gözetirim, onu çigneyeni ben de rahmetimden uzak tutarim.» Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Su üç sey Ars'a baglidir:
1            — Rahim, o der ki. «Allah (C.C)'im! Ben senin yanindayim, hiç bir zamanmünasebeti kesmem.»
2            — Emanet, o da der ki, Allah (C.C)'im! Ben senin yanindayim, hiç bir zamanhiyanet etmem.»
3            — Nimet, o da, der ki, «Allah (C.C)'im! Ben de senin yanindayim, hiç nankörlüketmem.»
Beyzaz ile Beyhaki'nin rivayetinde Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Mühür Ars'in diregine asili durur. Rahim birisinden sikâyette bulundugu zaman ve kisi Allah (C.C)'in emirlerine karsi gelerek günah isledigi vakit, Allah (C.C) mührü göndererek kalbini mühürler, adam ondan sonra artik yaptigi hiç bir kötülügün farkina varmaz.»
Buhâri ile Müslim'in birlikte bildirdigine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Allah (C.C)'a ve Âhiret Gününe inananlar, misafirlerini güzel agilasinlar: Allah (C.C)'a ve Âhiret Gününe inananlar, akrabalik baglarini gözetsinler. Allah (C.C)'a ve Âhiret Gününe inananlar, ya faydali (dogru) konussunlar, yahut sussunlar."
Yine Buhârî ile Müslim'in bildirdigine göre. Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Geçim imkânlarinin genistemesinl ve ömrünün uzun olmasini isteyenler, akrabalik baglarini gözetsinler.»
Ebû Hureyre (R.A.) buyurur: «Peygamber'imizin (S.A.S.) söyle dedigini duydum:
«Geçim yollarinin genislemesini ve ömrünün uzun olmasini arzu eden kimse, akrabalik baglarini gözetsin»
Bu Hadis-i Buhârî ve Tirmizî rivayet etmislerdir. Lâfzi sudur: Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurmuslardir:
«Soylarinizdan akrobaya yardim edeceginiz seyi ögrenin, çünki, akrabaya yardim, ailede muhabbet, malda zenginlik, ömürde ziyadedir.» Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Ömrünün uzun olmasini, geçim imkânlarinin genislemesini ve son nefeste imansiz can vermemeyi isteyen Allah (C.C)'dan korksun ve akrabalik baglarini gözetsin.»
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Tevrat'ta der ki, rizkinin ve ömrünün artmasini dileyenler, akrabalik baglarini gözetsinler.»
Peygamberimiz (S.A.S.) buyurur ki:
«— Sadaka vermek ve akrabalik baglarini gözetmek sayesinde Allah (C.C) ömrü uzatir, son nefeste imansiz can vermsk tehlikesini uzaklastirir, istenmeyen ve korkulan ihtimallerden uzak kalmayi temin eder.»
Ebû Ya'lâ'nin (rahimehullah) iyi bir isnatla Hasan kabilesinden biri söyie der: «Bir gün Peygamber'imizin {S.A.S.) yanina vardim. Kendisi ashabindan birkaç kisi ile beraberdi. «Allah (C.C)'in Rasülü oldugunu ileri süren sen misin?» diye sordum.
O. «Evet, benim» cevabini verdi. Bu cevabi üzerine O'na «Ya Rasûlallah, Allah (C.C) katinda en degerli amel nedir?» diye sordum. «Allah (C.C)a iman etmektir» dedi. «Ya Rasûlallah sonra arkasindan ne gelir» diye sordum. «Akraba baglarini gözetmek» diye cevap verdi.
Arkasindan «Ya Rasûlallah, Allah (C.C)'in en sevmedigi ameller hangileridir?» diye sordum. «Allah (C.C)'a ortak kosmaktir» dedi. «Ya Rasûlallah sonra?» dedim. «Akrabalik baglarini çignemektir» diye cevap verdi. «Yâ Rasûlallah, doha sonra?» diye sordum. «Iyiligi emrederek kötülükten ala-koymaktir» diye cevap buyurdular.
Buhâri ile Müslim'in birlikte naklettiklerine göre, seyahatlerinin bîrinde
Peygamber'imizin (S.A.S.) önüne bir çöl bedevisi çikti, devesinin dizginini yahut yedegini tutarak «Yâ Rasûlallah. beni Cennete yaklastiran ve Cehennemden uzaklastiran amel nedir, söyie» dedi. Peygamber (S.A.V)'imiz bu soruya önce cevap vermeyerek arkadaslarinin yüzüne bakti ve «bu adam, gerçekten muvaffak oldu, yahut gerçekten dogru yola geldi» dedi. Cöl bedevisine Peygamber
(S.A.V)'imiz «ne demistin» diye sordu. O da tekrarladi bunun üzerine Peygamber (S.A.V)'imiz çöl bedevisine su cevabi verdi. «Cehennemden uzaklasp Cennet'e yaklasmak istiyorsan varligina ortak kosmaksizin Allah (C.C)'a kulluk edeceksin, namazi dosdogru kilacaksin, malinin zekâtini vereceksin ve akrabalik baglarini gözeteceksin. Simdi devemin dizginini birak de yoluma devam edeyim» buyurdu. Cöl bedevisi arkasisi dönerek yoluna koyulunca Peygamber (S.A.V)'imiz arkadaslarina «bu adam eger kendisine verdigim emirlere uyarsa Cennet'e girer» dedi.
Taberanî'nin güzel bir isnatla bildirdigine göre. Peygamber'imlz (S.A.S) söyie buyuruyor:
"Ulu Allah (C.C) dünyaya geldiklerinden beri kendilerine buguz ederek yüzlerine bakmadigi bir kavimle bir ülkeyi onarir ve geçim imkânlarini gelistirir."
Sahâbîler «Bu nesIL olur, yâ Rasûlallah» diye sorarlar. Peygamber'imiz (S.A.S.) bu soruya «Bu kavmin akrabalik baglarini gözetmeye yönelmesi sayesinde» diye cevap buyururlar.
Ahmed Ibni Hanbel'in (rahimehullah) güvenilir Raviler senediyle rivayet ettigine göre Peygamberimiz (S.A.S.) söyie buyuruyor:
«— Tatli huya ve müsamahaya sâhib olan kimse, dünya ve âhiretten en yararli payini, akrabalik baglarini gözetmeyi, iyi komsuluk ve huy güzelligi almis demektir. Bunlar ülkeleri kalkindirir ve ömürleri uzatir.»
Yalniz bu hadiste inkita vardir.
Ebu Seyh, Ibni Hibban ve Beyhâkî'nin {Allah (C.C) onlardan razi oisun) bildirdigine göre, Peygamber'imize (S.A.S.) «insanlarin en hayirlisi kimdir» diye sordular, Peygamber (S.A.S.)'imiz bu soruya «Allah (C.C)'dan en cok çekinenler, akrabalik baglarini en titiz sekilde gözetenler, dogruyu emredip egrilikten alakoyma görevine en fazla önem verenler» diye cevap buyurdular.
Taberanî ve Ibni Hibban'a göre, sahabîlerden Ebû Zerr (R.A) söyle der. «Dostum Rasûlallah, bana su iyi huylari edinmemi tavsiye etti:
1   — Bana, kendimden daha zenginlere degil, daha fakirlere bakmami tavsiye etti,
2   — Yoksullari sevmemi ve onlara yakinlik göstermemi tavsiye etti,
3   — Küsmüs olsan bile akrabalar arasinda akrabalik baglarini gözetmemi tavsiyeetti»
4   — Allah (C.C) yolunda hiç bir kimsenin beni kinamasindan çekinmememi tavsiyeetti,
5   — Aci da olsa gerçegi söylemekten geri durmamami tavsiye etti.
6   — Sik sik «la havle ve lâ kuvvete illâ billah» dememi tavsiye etti; çürki bucümle, Cennet hazinelerinden biridir.»
Buhârî ile Müslim'in ve baskalarinin bildirdigine göre Peygamber (S.A.S.)'imizin eslerinden biri olan Hz. Meymune (R.A), Rasûlullah (S.A.S.)'a danismadan kendisine ait oian bir cariyeyi azad eder. Meymune (R.A)'nin nöbet günü gelince «yâ Rasûlallah (S.A.S.), ben cariyemi azad ettim» diye bildirir.
Peygamber'imiz (S.A.S.) «Sen bunu yaptin mi?» diye sorar. Hz. Meymune (R.A) «Evet» diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber (S.A.S.)'imiz ona «Onu azad edecegine dayilarindan birine bcgislasaydin daha cok sevap kazanirdir.» diye buyurur.
Ibni Hibban ve Hakimin rivayet ettigine göre adamin biri bir gün Peygamber ´imize (S.A.S.) gelerek «Büyük bir günah isledim, benim tevbem kabul edilir mi? diye sorar. Peygamber (S.A.S.)´imiz adama «Annen sag mi?» diye sorar, adam «Hayir» diye cevap verir. O zaman Peygamber (S.A.S.)´imiz «Peki, teyzen var mi?» diye sorar, adam «Evet, var» deyince. «O halde git ona iyilik et» buyurur.
Buhari ve baskalarinin bildirdigine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Akrabalarindan gördügü yakinliga ayni yakinligi göstererek karsilik veren kimse, akrabalik baglarini gözetmis sayilmaz. Akrabalik baglarini gözeten kisi, arayi açan akrabalar ile münâsebetleri tazeleyen kimsedir." Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Sakin, eger baskalarindân iyilik görürsek biz de onlara karsi iyi davraniriz, bize haksizlik eden otursa, biz de mukabil bir hâksizlik ile onlardan öcümüzü aliriz, diyen beyinsizler güruhundan olmayiniz. Kendinizi baskalarindan gördügünüz iyilige iyilik ile cevap vermeye ve size yapilan haksizliklara baska bir haksizlikla cevap vermemeye alistiriniz.»
Müslim'in bildirdigine göre sahabelerden biri bir gün Peygamberimize (S.A.S.) gelerek der ki, «Yâ Rasülallah, benim bir kaç akrabam var. Ben bunlar ile olan baglarimi gözetiyorum, onlar ise aramizdaki akrabalik hakkini çigniyorlar. Ben onlara karsi iyi davraniyorum, onler bana karsi kötü hareket ediyorlar. Ben onlara karsi nezâket gösteriyorum, onlar bana kabalik gösteriyorlar- ne yapmami tavsiye edersiniz?»
Peygamber (S.A.S.)'imiz adama söyle cevap verdi: «Eger durum dedigin gibi ise, sen onlarin yüzüne kizgin kül serpiyorsun demektir, böyle davranmaya devam ettikçe onlara karsi Allah (C.C)'in destegini yaninda bulursun.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Sadakanin en faziletlisi, içinden düsmanlik besleyen bir akrabaya verilenidir.»
Bu hadis, yukarida gecen «akrabalik baglarini savsaklayanlara karsi yakinligi tazeleyenlerden bahseden hadisi teyid etmektedir.
Taberanî ve Hakim'in naklettiklerine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Su üç huy kimde bulunursa Allah (C.C) onu kolay bir hesaplasmadan sonra Cennete gönderir.»
Sahâbilerin «Bu huylar nelerdir?» diye sormalari üzerine Peygamber'imiz (S.A.S.) su cevabi buyurdular:
1   — Eger sana vermeyene sen verirsen,
2   — Akrabalik baglarini çigneyenlere yakinlik göstermeye devam edersen.
3   — Sana karsi haksiz davrananlarin kusurlarini bagislarsan, bu üç huyun sahibiisen, Allah (C.C) seni Cennete koyar.»
Ahmed Ibni Hanbel'in (rahimehullah) naklettigine göre Ukbe Bin Âmir (R.A.) der ki, «Bir gün Peygamber (S.A.V)imiz ile karsilastim, elini tutarak «Yâ Rasûlallah (S.A.V), bana en faziletli amellerin hangileri oldugunu söyle» dedim. O bana söyle cevap verdi. «Ya Ukbe, aranizdaki akrabalik baglarini çigneyenlere yakinlik göstermeye devam et, sana vermeyene sen ver, ve sana haksizlik edenin kusurunu bagisla.»
Hakim'in rivayetine göre. Peygamber (S.A.V)'imiz sözünü söyle bitirir; «Dinle, ömrünün uzun olmasini ve geçim imkânlarinin genislemesini isteyenler, akrabalik haklarini gözetsinler.»
Taberaninin rivayet ettigine göre, Peygamber'imiz (S.A.S.) bir sahâbiye söyle buyurdu:
«Dinle, dünya ve Âhiretin en soylu huylarini sana söyleyeyim mi: Aranizdaki akrabalik baglarini çigneyenlere yakinlik göstermen, elini bos çevirenlere senin vermen, sana karsi haksizlik edeni bagislamanda.»
Yine Taberâni'nin baska bir rivayetine göre Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurmustur:
«— Faziletlerin en üstünü aranizdaki akrabalik baglarini çigneyenlere yakinlik göstermeye devam etmen, seni bos çevirene vermen, sana karsi çirkin ve incitici söz kullananlarin kabaligini bagislamandir.»
Beyzaz'in rivayetine göre: "Size, Allah (C.C)'in dereceleri ne ile yükselttigini göstereyim mi?" demis.
Yine Taberâni'nin rivayetine göre ise söyle buyurmustur:
«— Dinleyin, Allah (C.C)'in ülkelere seref bagislamasina ve kullarin derecelerini yükseltmesine vesile olan huylari size bildireyim mi:
Ashâb. «Bildir Yâ Rasûlallah. (S.A.S.)» dediler.
«1 — Sana kaba davranani hos görmen,
2   — Sana Haksizlik edenlerin kusurlarini bagislaman.
3   — Sana vermeyene vermen.
4   — Akrabalik baglarini çigneyenlere yakinlik göstermendir.» buyurdular.
Ibni Mâce'nin rivayet ettigine göre, Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Sevabi en erken verilecek olan iyilikler, ana - babaya iyilik ve akrabalik baglarini gözetmektir. Buna karsilik ilk cezasi verilecek olan kötülükler de basta ana - baba olmak üzere baskalarina karsi haksiz davranmak ve akrabalik baglarini çignemektir.»
— 147 —
Taberanî'nin rivayet ettigine göre Peygamber´imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Âhirete ait olani sakli tutmak üzere cezasi öne alinarak dünyada iken verilmeye en lâyik kötülükler, akrabalik baglarini çignemek, emanete karsi hainlik etmek, ve yalan söylemektir.
Buna karsilik sevabi en erken verilecek iyilik de akrabalik baglarini gözetmektir. Oyle ki, bir âilenin mensuplari hep fasik olurlar da akrabalik baglarim gözetmek sartiyle mallarinin çogaimasmi isterler ve sayıları çoğalır."


Zehirli Ekmek - İbretlik Hikaye


Zehirli Ekmek - İbretlik Hikaye

Her ne doğrarsan aşına, o çıkar karşına.” (Atasözü)
Sık sık evinin kapısını çalıp birşeyler dilenen kadından bıkıp, oldukça rahatsız olan evin hanımı, bir gün yine aynı dilenci kapısını çaldığında ondan kurtulmaya karar verir. Dilenciye biraz beklemesini söyleyip mutfaktan bir ekmek alır ve ortasından yararak arasına peynir, zeytin yerleştirir. Tabii bu arada arasına haşarat öldürmede kullandığı kuvvetli zehirden dökmeyi de ihmal etmez.
Dışarıya çıkıp ekmeği dilenciye uzattığında, kadın “Allah razı olsun.” deyip evden ayrılır.
İyice acıkan kadın bir caminin avlusunda biraz önce kendisine verilen ekmeği çıkarıp tam yiyeceği esnada elini yüzünü yıkamakta olan bir askerin kendisine baktığını görür. Askerin halinden, yoldan geldiği ve yorgunluğu anlaşılmaktadır.
Dilenci, askerin bakışlarından onun aç olduğunu ve sanki “Biraz da bana ver.” Manasını çıkarmıştır. Gencin haline acıyan kadın ekmeğin hepsini askere buyur eder ve oradan uzaklaşır.
Dilenci kadının verdiği ekmeği iştahla yiyen asker, çok geçmeden acıyla kıvranmaya başlar.Bir müddet sonra camiye gelen cemaat yerde kıvranan gencin kimin nesi olduğunu sorup öğrendikten sonra alıp evine götürürler.
Evin hanımı, aylardır binbir ümitle terhisini beklediği yeni terhis olmuş oğlunu perişan vaziyette karşısında görünce çırpınmaya, dövünmeye başlar. Biraz zaman geçip de sakinleşen kadın, oğluna ne olduğunu, niçin kıvrandığını sorup öğrenmeye çalışır.
Delikanlı biraz önce cami avlusunda bir dilenci kadının kendisine ekmek verdiğini, onu yedikten sonra bu hale geldiğini söyleyince kadın ona verdiği ekmeği hatırlar ve başından aşağıya kaynar sular dökülür.
“Ben ne yaptım?” diye dövünmeye başlar ama iş işten geçmiştir. Arslan gibi delikanlı oracıkta hayata gözlerini yumar.

Papazın İslama Geçiş Sebebi

Papazın İslama Geçiş Sebebi, hikayeler ibretlik, ibret dolu hikayeler, ibret verici hikaye, ibretlik başarı hikayeleri ibretlik dini hikayeler, ibretlik bilgiler, ibretlik bir kıssa, ibretlik dini kısa hikayeler,

Papazın İslama Geçiş Sebebi

İslâm'ı iyice araştıran bir papaz, Tebbet sûresi sebebiyle müslüman olur. Papaz şöyle demiştir: “Bu sûre'de muhteşem bir incelik ve mucize gördüm!” der. Ne olduğunu soranlara şöyle açıklar papaz:

“Tebbet sûresi yaşayan bir insan hakkında nazîl oldu. Yani Ebû Lehep hakkında nazîl oldu.

Ebû Lehep bu sûre indikten sonra tam 8 sene daha yaşadı. Bu sûre onun ve karısının cehennemlik olduğunu bildiriyordu. Yani Ebû Leheb yalandan bile iman etse bu sûre geçersiz kalacaktı. Çünkü Ebû Leheb iman etmiş olacaktı. Ama Ebû Lehep bu sûre inmesine rağmen ve tam 8 sene yaşamasına rağmen inkârında direndi ve karısıyla birlikte zulmüne devam etti. 

İncelik ve mucize burada.
Yani iman ederek bu sûreyi geçersiz kılabilirdi. Ama Allah onun iman etmeyeceğini biliyordu. İşte bu sûrede muhteşem bir mucize vardır.
Bu da demektir ki Allah (c.c.) geçmiş ve gelecek ile ilgili herşeyi eksiksiz bilmektedir. Ben bu yüzden Müslüman oluyorum.”

İbretlik Hikaye- Laleli Cami

İbretlik Hikaye- Laleli Cami , hikayeler ibretlik, ibret dolu hikayeler, ibretlik başarı hikayeleri ibretlik dini hikayeler, ibretlik bir kıssa, ibretlik dini kısa hikayeler, ibretlik dini kısa hikayeler,

İstanbul'un Laleli semtini bilirsiniz. Laleli'de yine bu isimle anılan tarihi bir cami vardır. Bu semt ve cami hakkında anlatılan ilginç de bir öykü vardır.
Laleli Camii'ni Sultan III. Mustafa yaptırmıştır. Sultan Mustafa bu camii yaptırırken; bu semtte Laleli Baba namında bir din büyüğünün yaşadığını, gerçek bir mürşit olduğunu, hikmetli sözler söylediğini öğrendi. Padişah bu zatla görüşmek, söz ve sohbetinden yararlanmak istedi. Cami inşaatını denetlemeye geldiği bir gün, adamlarına Laleli Baba ile görüşmek istediğini bildirip davet ettirdi. Padişahın buyruğu hemen Laleli Baba'ya ulaştırıldı. O da hemen davete icabet etti.
Uzun uzun sohbet ettiler. Padişah, Laleli Baba'nın sohbetinden çok memnun kaldı. İçinde bu zatla sık sık görüşme arzusu uyandı. Laleli'den ayrılacağı sırada, Laleli Baba'ya son bir soru sordu:
- Efendi Hazretleri, bu dünyada en güzel şey nedir acaba?
Laleli Baba cevap verdi:
- Bu dünyada en güzel şey, yiyip içtikten sonra sıkıntısız bir şekilde def-i hacetini (büyük hace­tini) yapabilmektir.
Hükümdar bu cevabı hiç beğenmedi. Laleli Baba gibi büyüleyici konuşmalarıyla herke­si etkileyen bir zata da bu cevabı pek yakıştıramadı. Hatta biraz kaba buldu.
Padişah veda ederek maiyetiyle birlikte saraya döndü. Fakat bu ziyaretin ertesi günü şiddetli bir kabızlığa yakalandı. Bir türlü büyük hace­tini yapamıyordu. Sarayın bütün ilgilileri ve hekimbaşı seferber oldular. Bilinen bütün tüm ilaç ve yöntemleri uyguladılar fakat fayda etmedi. Padişah kıvranıyordu... Maiyetten birinin aklına Laleli Baba geldi. O belki bu derde bir çare bulabilirdi? Zaten başka denenmedik bir yol da kalmamıştı.
Padişaha danışılıp görüşü alındıktan sonra padişahın adamları hemen Laleli Baba'ya gidip saraya buyur ettiler. Padişah doğum sancısı çeken bir kadından çok daha büyük acılarla kıvranıyordu.
- Laleli Baba söyle sende var mıdır bu derdin bir çaresi? Aman beni kurtar!
Laleli Baba:
- Ben sizi bu dertten kurtarırım kurtarmasına ama o kadar kolay değil. Karşılık olarak ne vereceksiniz?
Padişah:
- Laleli'ye yaptırdığım o camii sana hediye edeyim.
"Yetmez" dedi Laleli Baba. Hanlar, hamamlar... Hatta Sultan Mustafa, Laleli'yi tamamıyla ona vermeyi bile teklif etti. Laleli Baba bir türlü "Tamam", "Yeterli" demiyordu. En sonunda ağzındaki baklayı çıkardı:
- Ben sizi bu dertten kurtarmasına kurtarırım ama karşılığında saltanatı (padişahlığı) isterim.
Padişah kem küm etti ama sıkıntısı büyüktü. "Tamam" dedi. "Varsın saltanat senin olsun." Laleli Baba bir dua yaptı, padişahın sırtını sıvazladı. "Haydi git, kurtulacak­sın!" dedi. Gerçekten kısa sürede padişah sıkıntısından kurtuldu. Kurtuldu ama saltanat da elden gitmişti. Şifa bulmanın sevincini, saltanatın elden çıkmasının üzüntüsü gölgeliyordu. Laleli Baba, padişahın üzgün haline anlamlı anlamlı bakıp dedi ki:
- Bir saltanat ki bir def-i hacete değişiliyor... Öylesine ucuz bir saltanat bize gerek değil. Al yine senin olsun!...

Babanın Son Öğüdü- İbretlik Kıssa

hikayeler ibretlik, ibretlik başarı hikayeleri ibretlik dini hikayeler, ibretlik bir kıssa, ibretlik bir kıssa, ibretlik-kıssalar-dini-hikayeler-ders-verici-hikayeler,

Bir adamın on iki erkek evladı varmış. Yıllarca çalışmış, didinmiş evlatlarını yetiştirmiş. Evlatlarına iyiyi, doğruyu, güzel ahlakı aşılamaya çalışmış. Ne yazık ki oğlanlar sürekli birbirleriyle didişiyorlarmış. Elbette ki kimseye kalmayan dünya ona da kalmayacakmış. Baba hastalanıp ölüm döşeğine düşmüş. Evlatları, babalarının başından bir an olsun ayrılmıyor; bir ihtiyacı, arzusu olursa yerine getirmek için birbirleriyle yarışıyorlarmış. Ancak birbirleriyle didinmeden de duramıyorlarmış.
Baba içlerinden birini çağırıp kardeşlerini toplamasını istemiş. Kısa sürede on iki evlat babalarının başına toplanmış. Baba, her birinin bahçeye çıkıp, birer tane odun getirmesini istemiş. Ne çok ince ne çok kalın. Evlatlar babalarının isteğine bir anlam veremese de; bahçeye çıkıp birer tane odun bularak getirmişler. Tam ihtiyar adamın istediği gibi "Ne çok ince ne çok kalın". Baba bir de ip isteyip; on iki evlattan gelen on iki odunu üst üste koyup birbirine gücü yettiğince bağlamış.
"Şimdi" demiş, "Söyleyin bakalım bunu hanginiz kırabilir?" Evlatlar sırayla birbirine bağlı bu odunları kırmayı denemiş. En güçlüleri de kendisini en sona saklamış. En güçlüleri de odunları kıramayınca baba; "O odunları geri verin bakalım beceriksizler" demiş. Odunları alıp tüm gücünü toplayarak yatakta doğrulmuş. Odunları bağlayan ipi çözüp, hepsini teker teker kırmış. Evlatlar içlerinden "Bu şekilde biz de kırardık" diye geçirse de, saygılı birer birey olarak yetiştirildiklerinden ses çıkarmamışlar. Baba saygıyla kendisine bakan evlatlarını teker teker süzüp, son öğüdünü vermeye başlamış:
- Bakın evlatlarım! Sizi her anlamda iyi birer evlat olarak yetiştirdim. Ama şu birbirinizle geçinememenize çok kızıyorum. Odun meselesine gelince; "Odunları bu şekilde biz de kırardık" diye düşündünüz değil mi? Evlatlarım hayat bir sınavdır bu da size, babanızın son sınavıydı. Gördüğünüz gibi birbirine bağlı odunları en güçlünüz bile kıramadı. Ancak odunları çözünce ne de kolay kırıldılar değil mi? İşte siz de hayatta bu odunlar gibi birbirinize tutunursanız sizi kimse ezemez, kıramaz. Ancak birbirinize sahip çıkmazsanız ipi çözülen odunlar gibi teker kırılırsınız. İşte bu babanızın size son öğüdüdür!

Harika Ötesi Bir Hikaye Mutlaka Okuyunuz


BARDAĞI YERE BIRAK, Harika Ötesi Bir Hikaye Mutlaka Okuyunuz, hikayeler ibretlik, ibretlik başarı hikayeleri ibretlik dini hikayeler, ibretlik bir kıssa, ibretlik dini videolar, ibretlik en güzel hikayeler,

BARDAĞI YERE BIRAK...

Profesör, elinde, içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.

“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?” diye sordu.

 Öğrenciler, ’50gr!’ …. ’100gr!’ …. ’125gr’ cevabını verdiler.

“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem” dedi profesör ve devam etti:“

Ama, benim sorum şu:

 Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”

- Hiçbir şey

- Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?

- Kolunuz ağrımaya başlardı.

- Haklısın; peki ya 1 gün boyunca tutsam ne olur?

- Kolunuz iyice ağrır, adaleniz spazm yapar, belki de

 çözüm bulmak için hastaneye gitmek zorunda kalırsınız.

 Sorularına cevap alan profesör, can alıcı noktaya temas etti:

- Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme ortaya çıktı mı?

Öğrenciler bir ağızdan cevapladılar:

“Hayır.”

- Peki o takdirde, zaman içinde kolun ağrımasına ve kas spazmına yol açan olay neydi?

 Profesör ikinci bir soru daha sordu:

- Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?

- Bardağı bırakırsanız, rahatlarsınız.

 Profesör beklediği cevabı almıştı.

Öğrencilerini kutladı ve bütün bu soruları sormasına sebep olan açıklamayı yaptı:



“Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsan, bir sorun yaratmaz.Uzun bir süre düşünürsen, başın ağrımaya başlar. Ama hiç aklından çıkarmazsan,artık başka bir şey düşünemez hale gelirsin; bu seni bitirir. Elbette hayatınızdaki sorunları düşüneceksiniz; halletmeye çalışacaksınız.Ama en önemlisi, onları, her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır.Bu şekilde strese girmez ve sabah taze bir beyinle uyanırsınız. Taze bir güne,yeni sorunlarla mücadele azmini kazanarak başlamış olursunuz. Bu yüzden arkadaşlarınıza vereceğiniz en önemli tavsiye,
‘Bardağı yere bırak’ olmalıdır.”

ÜMMETİMDEN BİR KİMSE, BANA BİR SALAVAT GETİRSE


ÜMMETİMDEN BİR KİMSE, BANA BİR SALAVAT GETİRSE

Hz. Peygamberimizden (S.A.V.) şöyle rivayet edilmiştir:
— Ümmetimden bir kimse, bana bir salavat getirse, Cenabı Hak bir melek halk edip, o salavatı benim kabrime getirerek: «Ya Rasûlallah! Fülan şehirde, fülan mahallede bir kimse sana bu salavatı getirdi.» der. Ben de, var o kimseye 10 kerre salavat getir, yarın mahşer gününde hesabsız ve azabsiz olarak cennete dahil olsa gerektir derim. O melek daha sonra semaya yükselerek, Hak Celle ve Âlâ Hazretlerine o kimsenin bir kerre salavat getirdiğini arz eder. Cenabı Hak da:
— «Var o kuluma 10 kerre salavat getir.» buyurur. Eğer 10 kerre salavat getirdiğini haber verirse, Hz. Allah o kulunu cehennem azabından halâs ederek cennet ile müjdeler. Ve o salavat-ı şerifenin harfleri sayısınca bir melek yaratır ki, 360 başı ve o kadar yüzü, ağzı ve dili olduğu halde, kıyamete kadar tesbîh u takdîs okuyarak sevabını o kimseye bağışlarlar, buyurdu. (Sallallahu Aleyhi ve Âlittayyibîn’et-Tâhirîne, Ecmaîn)

salavat