ibretlik evliya hikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ibretlik evliya hikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hazine- İbretlik Hikaye

ibretlik-manidar-kissa-hikayeler


HAZİNE İbretlik Hikaye

Konya’da fakir bir adam rüya görür. Rüyasında Bağdat’ta bir evin bahçesinde bulunan asmadan bir salkım üzüm alıp yer. 

Adam uyandığında bir mana veremez; fakat aynı rüyayı arkası arkasına üç gün görünce “Bunda bir hayır vardır.” diyerek bir ay sürecek yolculuğa çıkar. En son Bağdat’a gelir, o evi araya araya bulur. Kapıyı çalar. Ev sahibine durumu anlatır. 

İzin verirse bahçede bulunan asmadan bir salkım üzüm yemek istediğini söyler. Ev sahibi olayı bir türlü anlayamaz. Arkası arkasına şöyle der:

“Demek sen rüyanın peşine düşüp bir salkım üzüm yemek için ta Konya’dan Bağdat'a geldin, öyle mi? Ben üç günden beri rüyamda Konya’nın filan semtinin filan numaralı evinin bahçesinde büyük bir hâzinenin olduğunu görüyorum; fakat rüyaya itibar edipte ta oralara kadar gitmiyorum. 

Sen hangi mantıkla buralara geldin. Ne kadar saf adammışsın.” deyip üzümü ikram eder. Üzümü aceleyle yiyen kişi, hiç durmadan evine döner, bahçeyi kazar ve büyük hâzineye sahip olur. 

Meğer Bağdat’taki kişinin rüyada gördüğü ev, kendi eviymiş.

HAMAL-İbretlik Hikaye

ibretlik-hikayeler-manidar-sozler


HAMAL-İbretlik Hikaye

Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için: Yük ve yol... Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, karşılığını alabiliyorsun. Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden, "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."
Nitekim çok geçmeden dedi ki: "Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!"

"Ne molası." dedim ona hayretle. "Ben daha terlemedim!.,"
Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini, "Sen de dinlen hadi." dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... "Yükünü indirip sen de dinlen." demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım. 

Sonra yine durdu. Bana da dinlenmemi söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "Dinlenelim mi?" diye sordu, aksi aksi başımı salladım... Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara karasinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. 

Ne kadar zaman geçtiğini fark ötmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine; benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasıma birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;

"Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra yine dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, uma asıl anlattıkları iyi geldi bana. "Ben yılların hamalıyım." dedi. "Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm.”

"Çoğu dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendi- lerlni de toprağa serdi sonunda, yolda gördüğümüz saçılmış ku- ru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait. 

Hâlbuki bir yükü i.ışımak bizim işimiz, altında ezilmek değil!
Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun!

Belki günün birinde hamallığın şekli değişir.
Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle. Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. 


Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var..."

Ömrü Kadar Rızık- İbretlik Hikaye

ÖMRÜ KADAR RIZKI

rzkÖmrü Kadar Rızık- İbretlik Hikaye, -hayat-degistiren-hikayeler, ibretlik başarı hikayeleri ibretlik dini hikayeler, ibretlik dini kıssa, ibretlik etkileyici sözler, ibretlik evliya hikayeleri, ibretlik efsaneler, ibretlik fotoğraflar,






Büyüklerden Hatemül Asam hazretleri, bir yolculuğa çıkacaktı. Ailesine:
— Ben sefere çıkacağım… Sana ne kadar yiyecek bırakayım, dedi. Hanımı da hakiki mütevekkillerdendi. Kocasına:
— Yaşayacağım zamana yetecek kadar rızık isterim, diye cevapverdi.
Hatem’ül Asam hazretleri:
— Ben senin ne kadar yaşayacağını nereden bilebilirim, deyince de, hanımı:
— öyleyse rızkımı ne kadar yaşayacağımı bilene havale et! YaniAllah’a bırak demek istedi. Bunun üzerine Hatemü’l Asam hazretleri, bir şey demeden sefere çıkıp gitti.
Bu hali duyan bazı kadınlar, büyük velînin hanımına:
— Kocan ne kadar yiyecek bıraktı? diye sormaya başladılar. Mübarek kadın onlara şu cevabı verdi:
— Benim kocam rızık vermez, rızık yer… Çünkü rızkı ancak Allah (c.c.) hazretleri verebilir, insanlar bir müktesip sebeptir.

Allah Ne Derse Öyle Olur

ibretlik hayat hikayeleri ibretlik hikayeler youtube ibretlik hayatlar ibretlik ıslami hikayeler ibretlik islami hikayeler ibretlik islami kıssalar



Allah Ne Derse Öyle Olurr


Çanakkale harbinin devam ettiği günlerde bir Ramazan arefesiydi. Cephe kumandanı Vehip Paşa 9. Tümenin genç imamını çağırarak mahzun bir şekilde istemeye istemeye şöyle dedi: 
- Hafız! Yarın Ramazan Bayramı. Asker toplu olarak bayram namazı kılmak istiyor. Ne dediysem, vazgeçiremedim. Ancak böyle bir şey pek tehlikeli, yani düşmanın arayıp bulamayacağı toplu bir imha fırsatı olur. Münasip bir dille bunu etrafa sen anlatıver!... 
İmam Efendi, Paşanın yanında henüz ayrılmıştı ki karşısında nur yüzlü bir zat çıktı ve: 
- Oğlum sakın ola askerlere bir şey söyleme, gün ola hayr ola. Allah ne derse öyle olur, dedi. 
Ertesi sabah herkesi hayrette bırakan ilahi bir tecelli yaşandı.  Gökten hevenk hevenk bulutlar indi ve gönlü Allah'a kulluk aşkıyla dopdolu olan mü'min askerlerin üzerini kapladı. Onları dürbünle gözleyen düşman kuvvetleri artık bembeyaz bulutlardan başka bir şey göremez oldu. O sabah bambaşka ve manevi bir heyecan içinde kılınan bayram namazında alınan gür tekbirler dalga dalga semaya yükseliyordu. Nur yüzlü ihtiyar zat Fetih Suresi'nden bir kısım ayetleri tilavet ederken askerlerin gönüllerinden taşan kelime-i tevhid sesleri birer iman sayihası halinde düşman saflarından bile duyulmakta idi. İşte bu esnada İngiliz kuvvetleri arasında büyük bir kargaşa baş gösterdi. Zira çeşitli İngiliz sömürgelerinden kandırılarak toplanıp getirilmiş bulunan bir kısım Müslüman askerler yine kendileri gibi Müslüman bir toplulukla savaştıklarını, işittikleri tekbir ve tevhid seslerinden anlamış ve bunun üzerine isyan etmişlerdi. Ne yapacağını şaşıran zalim İngilizler, onların bir kısmını kurşuna dizdi. Diğerlerini de alelacele cephe gerisine çekmek zorunda kaldılar.