dini büyük sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dini büyük sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Agizdaki-Tasin-Hikmetii


ibretlik çok kısa hikayeler ibretlik kısa dini hikayeler ibretlik kısa dini sözler ibretlik dini kısa filmler ibretlik evlilik kıssaları ibretlik kısa filmler

Ağızdaki Taşın Hikmeti Dini Hikayeler


Birgün Hazret-i Ebû Bekr (r.a), hazret-i Fahr-i âlem seyyid-i veled-i âdem Nebiyyi muhterem ve habîb-i mükerremin (s.a.v.) huzûr-ı şerîflerinde, se'âdetle otururlarken; Bir bedbaht kötü huylu kimse; bir edebsizlik edip, Ebû Bekre dil uzatıp, yakışıksız sözler söyledi. Hazret-i Server-i kâinât; o edebsiz, Ebû Bekre edebsizlik etdikce; birşey söylemez, ba'zan da tebessüm eder idi. Hazret-i Ebû Bekr; o bedbaht ve edebsizin edebsizliği haddi aşınca; zarûrî olarak gadaba gelip, birkaç söz söyleyince; hazret-i Fahr-i kâinât, se'âdetle ve devletle yerinden kalkıp, gitdi. Hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' Sultân-ı Enbiyânın ardına düşüp, yetişdi ve dedi ki: 

- Yâ Resûlallah! Niçin, bir hayâsız, edebsizlik edip, gönül incitirken, susu, birşey söylemediniz. Şimdi, ben ona söyleyince, kalkıp, gitdiniz; sebebi nedir. 

Hazret-i Fahr-i kevneyn ve Resûl-i sakaleyn 's.a.v.' buyurdu ki: 

- Yâ Sıddîk! O hayâsız ve bedbaht sana dil uzatmağa başladığı zemân, Allahü teâlâ bir melek gönderdi ki, o kimseyi karşılayıp, kovacak idi. Sen, hemen gadaba geldin; söylemeğe başladın. O melek gidip, yerine iblîs geldi. İblîs-i la'înin olduğu yerde, ben durmam. 

Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a) ondan sonra, vaktli vaktsiz söz söylememek için, mubârek ağzına bir taş koyar idi. Ne zemân söz söylemek lâzım gelse, evvelâ fikr ederdi. Bir söz söyliyeceği zemân, o sözü kendi kendine nice zemân düşünür, tefekkürden sonra, mubârek ağzından o taş parçasını çıkarıp, ne söz söyliyecek ise söyler idi. Sonra o taş parçasını mubârek ağzına alıp, tesbîh ve tehlîl ile meşgûl olurdu. Kimseye, hayrdan ve şerden dünyâ kelâmı söylemez, eğer kat'î lâzım ise ve çok efdal ise, söylerdi. Yoksa, gecede ve gündüzde tesbîh ve tehlîl ile meşgûl idi. 


Sayfamızda abdulkadir geylani hazretleri sözleri, abdulkadir geylani hz sozleri, Bılge Sozleri, bilge sözleri cemal safi, cüneyd-i bağdadi sözleri, dervişin görmeyen gozleri, dini büyük sözler, dini büyüklerden sözler, dini sözler hadisler resimli, edebi sözler 2015, edepli olmakla ilgili güzel sözler, hadisler kısa, ibretlik dini kısa filmler, ibretlik evlilik kıssaları, ibretlik kısa aşk sözleri, ibretlik kısa bir hikaye, ibretlik kısa dini hikayeler, ibretlik kısa dini sözler, ibretlik çok kısa hikayeler, bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz 

Hayirlisini-Ver-Allahim-Bizlere

ibretlik kısa hikayeler video kısa ibretlik hayat hikayeleri ibretlik islami kıssalar dini ibretlik kıssalar namazla ilgili ibretlik kıssalar ölümle ilgili ibretlik kıssalar kısa ibretlik kıssalar


Hayırlısını Ver Allahım
Dini Hikayeler
"Kim Allâh'tan korkarsa, Allâh ona bir çıkış yolu ihsân eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allâh'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allâh emrini yerine getirendir. Allâh her şey için ölçü koymuştur." (Talak, 2-3)

Fatma hanım, sırtına ekin destesini aldı ve düşünceyle ilerlemeye başladı. Birden kayınvâlidesinin sesiyle kendine geldi: 
"-Kız Fatma çabuk buraya gel. Sarı inek doğuruyor, yardım et!.." 
Can havliyle sırtındaki destesini indirdi ve ahıra koştu. 
Aman Yâ Rabbi… Hayvan da olsa, ne kadar acı çekiyordu. Fatma hanım, kayınvâlidesiyle birlikte hayvanın doğum yapmasına yardım ediyordu. Kayınvâlidesi:
"-Bir hayli zor olacak galiba!.." dedi.
"-Evet zora benziyor. Dana toplu herhâlde." diye mırıldandı Fatma hanım da…
Fatma, hayvan acı çekmesin diye şifâ âyetlerini, ardından bildiği bütün sûreleri okumaya başladı. Kayınvâlidesi:
"-Deli kız, ineğe de okunur mu?" dedi. Fatma ise:
"-Ana bak, çok acı çekiyor, yüreğim dayanmıyor." diye cevap verdi, gözyaşlarıyla... Bir saat zorlu bir çabanın ardından, sarı kızın bir tosunu oldu. Sarı kız hemen şefkatle onu yalayıp kokladı. 
Fatma'nın bütün merhameti, sanki gözlerinden yaşlarla ılık ılık akıyordu. Kayınvâlidesi:
"-Bak, ineğin bile yavrusu oldu. Dört senedir bu kapıdasın, bir torun veremedin kucağımıza!" dedi. Fatma ise:
"-Allâh hayırlı evlat versin, ana." dedi. Kayınvâlidesi ise:
"-Hayırlı, hayırsız!.. Bir evlâdın olsun. Bizi ele güne dil ettin ya!.." dedi öfkeyle…
Fatma, ikindi namazından sonra duâ için secdeye vardı ve: 
"Rabbim dört yıldır senden hayırlı evlâd istiyorum. Olmuyor Rabbim! Hep hayırlı istiyorum, ben âciz hâlimle nasıl hayırsız bir evlâtla baş edebilirim. Ben kendimi ıslâh edemezken onu nasıl ıslâh edeyim." diye gözyaşlarıyla yıkanan, salavâtlarla taçlanan duâsını bitirdi.
Dört kez hâmile kalmış, ama hepsini kaybetmişti. Ve ısrarla "hayırlı evlat ver" diye duâ etti, etti. Birkaç ay sonra rüyasında bir ses:

"-Kızım, hayırlı bir kız evlâdın olacak, adını Hediye koy." dedi. O, yine hep "hayırlısını" istedi. Nihâyet Allâh'ın lutf u keremiyle yavrucuğuna kavuştu. İsmini, Ayşe Hediye koydu. 
Yalnız Ayşe durmadan hasta oluyor, her gece doktora götürüyorlardı. Fatma hanım, geceleri nefes alıyor mu diye sürekli onu dinliyordu. Uyku nedir bilmez oldu. Bir gece yine doktora götürdüler. Doktor: 
"-Kızım, sen bu çocuğa köyün zor imkânlarında bakamazsın, bünyesi çok zayıf ve hassas, ölür! Benim de yıllardır çocuğum olmuyor onu bana ver!" dedi. 
Fatma'yı bu teklif iyice bunalttı ve:
"-Aslâ!" dedi. Ve çocuğuyla birlikte eve döndüler. O gece, iki rekat hâcet namazı kıldıktan sonra Rabbine yalvardı, duâ etti:

"-Rabbim, bu evlât hayırlı olacaksa onu bana nasip edip sevindir. Bende büyüsün, bir yetimle evlendirip onu sevindireyim." diye duâ etti. Seccâdesini toplarken:

"-Veren de O, alan da O, bize sadece duâ düşer." dedi.

Ayşe, günden güne iyi oluyordu ve gün geçtikçe büyüdü, şirin bir kız oldu. Allah, Fatma hanıma ardı ardına dört evlat daha ihsân etti. O, hep:

"-Hayırlı olursa nasip et, hayırsızsa ben nasıl onu ıslâh ederim, ben kendimi bile ıslâh edememişken!.." diye duâ etmeye devam etti.

Ayşe, ilkokulu bitirince Kur'ân Kursuna verdiler. Orada çok başarılıydı. Edebiyle, ahlâkıyla, çalışkanlığıyla kendini sevdirmişti hocalarına. Hocaları hâfızlığa başlatmak için ısrar ediyorlardı. Çünkü hıfzı çok kuvvetliydi. Ayşe ise "ya onun hakkını veremezsem, Rabbimin huzûruna nasıl çıkarım" diye iç hesapları yapıyordu. Ve nasiptir, bu düşünce sebebiyle hıfzına başlamadı.

16 yaşındaydı, güzelliği ve edebi onu akranlarından ayırıyordu. Yaşı küçüktü, ama çok tâlibi vardı. Bir gün bir genç talip oldu, âilesi oldukça varlıklıydı. Diğer taraftan da fakir, anasız babasız bir genç tâlipti:

"-Öğretmenlik imtihanlarına girdim. Kazanırsam elimde tek hünerim o… Başkaca verecek hiçbir şeyim yok." dedi.

İki taraf için de zaman istediler. Fatma hanım, kızına:

"-Ben çok yokluk gördüm, sen görme kızım. Fakir olan çocuk, kendine başkasını bulsun. Seni böyle göz göre göre yokluğa atamam." dedi.

Karar verildi. Ertesi gün, zengin gencin âilesine haber verilecekti. Fatma hanım, o gece rüyâsında Kâbe'nin duvarlarını sıvıyordu. Fakir genç de sırtında harç taşıyıp, ona yardım ediyordu. Böylece Kâbe'yi sıvayıp bitirdiler. Uzaktan bir ses duydu:

"-Bir yetimi sevindirmek Kâbe'yi inşâ etmek gibidir. Kızım verdiğin sözü unutma, yetimi sevindir. Allâh onu mübârek kılsın."

Bu sesi tanımıştı. 16 yıl önce yine rüyâda kendine çocuğunun olacağını müjdeleyen sesti. Uyandı ve rüyâsını kızına anlattı. Ayşe ise:

"-Anneciğim sen her zaman en hayırlısını istersin, Rabbimden. Bu apaçık bir rüya!.. Rabbim gönül evlerimizi lutfuyla zengin kılsın." dedi.

Kur'ân sadâları içinde düğün yapıldı. Her şeyin en sâdesi seçilmişti evi için... Bir takısı yoktu Ayşe'nin, ama gönlü îmân dolu bir hazineye sahip olduğu için Allâh'a duâ ediyordu.

Unutmayalım biz insanoğlu çok âciziz. Neyin hayır, neyin şer olduğunu bilemiyoruz. Âyet-i kerimede buyurulduğu üzere, bazen: "Hayır ister gibi ısrarla şerri istiyoruz." Onun için Rabbimizden, her zaman her şeyin en hayırlısını isteyelim.

"Ey Rabbimiz! Bizi Sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de Sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibâdet usûllerimizi göster, tevbemizi kabul et. Zîrâ, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sen'sin." (Bakara, 128)


Sayfamızda abdulkadir geylani hazretleri sözleri, abdulkadir geylani hz sozleri, Bılge Sozleri, bilge sözleri cemal safi, Bizlere, cüneyd-i bağdadi sözleri, dervişin görmeyen gozleri, dini büyük sözler, dini büyüklerden sözler, dini sözler hadisler resimli, edebi sözler 2015, edepli olmakla ilgili güzel sözler, hadisler kısa, Hayırlısını Ver Allahım, ibretlik kısa fıkralar, ibretlik kısa film, ibretlik kısa hikaye, ibretlik kısa hikayeler, bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz.

İNSANLIĞIN YANSIMASI

İNSANLIĞIN YANSIMASI

yankDağlık bir bölgede bilge çırağıyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla “Ah!” diye bağırır.
Dağdan, ‘Ah!’ diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla:
“Sen kimsin?” diye bağırır ama aldığı tek yanıt; ‘Sen kimsin?’ olur.
Çocuk bu yanıta kızar ve:
“Sen bir korkaksın!” diye bağırır.
Dağdan aldığı yanıt, ‘Sen bir korkaksın!’ olur.
Ustasına bakar ve:
“Ne oluyor?” diye sorar.
“Oğlum dikkat et,” diyen bilge vadiye doğru, “Sana hayranım!” diye bağırır. Ses, ‘Sana hayranım,’ diye yanıtlar.
Usta, “Sen harikasın!” diye bağırdığında, bu kez dağdan, ‘Sen harikasın!’ yanıtı gelir. Çırak şaşırmıştır. Ama hâlâ ne olduğunu anlayamamıştır.
Bilge açıklar:
“Oğlum, insanlar buna yankı derler; ama gerçekte yaşamın ta kendisidir. Yaşama ne verirsen, sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının aynasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan, insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen hoşgörülü ve sabırlı olmalısın. Oğlum, yaşamda ne ekersen, onu biçersin. Bu doğa yasası, yaşamın her yönü için geçerlidir.
“İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz. İnsanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.”

Ask-Bitince-İbretlik-Hikaye

Caferi Sadık   Manıdar Sozler   Bılge Sozleri   Unlü Düsünür Sozleri   Flozof Sozleri   Nasihatler   Konulu Sozler  Dini Sözler   Mevlana Sözleri

AŞK BİTİNCE


Fırat’ın bir yakasında yaşayan bir delikanlı ile öbür yakasında yaşayan güzel bir kadın varmış. Birbirlerine aşık olmuşlar. Delikanlı her gece Fırat’ın sularında yüzerek karşı yakaya geçer sevgilisine ulaşırmış. Gece sabaha kadar sohbet ederlermiş. Şafak sökmesine yakın delikanlı sevgilisinden müsaade isteyip,kendini Fırat’ın azgın sularına bırakır ve karşı yakaya geçermiş. Bu gecelerce böyle sürüp gitmiş. Yine bir gece delikanlı Fırat’ı geçip sevgilisinin yanına gitmiş. Şafak sökerken delikanlı müsaade istemek üzere kadına yaklaştığında bir şeyin farkına varmış ve kadına dikkatle bakarak;
– Senin bir gözün kör müydü! demiş. Kadın o zaman delikanlıya bakarak;
– Sen sen ol, sakın ola bugün Fırat’a girme demiş.
Delikanlı kadından ayrılmış, Fırat’a girmiş ve yüzme bilmediğinden boğularak ölmüş.
Bizim delikanlı gerçekte yüzme bilmiyormuş, duyduğu aşk yüzünden, onun gücü sayesinde Fırat’ı geçermiş. O aşk bitince de…




Sayfamızda Bılge Sozleri, bilge sözleri cemal safi, cüneyd-i bağdadi sözleri, dervişin görmeyen gozleri, dini büyük sözler, dini büyüklerden sözler, dini sözler hadisler resimli, edebi sözler 2015, edepli olmakla ilgili güzel sözler, Fırat’ın bir yakasında yaşayan bir delikanlı ile öbür yakasında yaşayan güzel bir kadın varmış. Birbirlerine aşık olmuşlar. Delikanlı, hadisler kısa, bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz 

NASIRLI ELLER

NASIRLI ELLER

ellYıl 1971.. Bir bahar günü, otobüsle Düzce’den şehir dışına gidiyordum. Bir durakta adamın biri içeri girdi, selamverip yanıma oturdu. Adam, benden iki misli yaşlı görünüyordu. Ben ise yirmiüç yaşlarında bir talabeydim.
Kısa bir sohbetten sonra, kendisinin çiftçilikle uğraşan çalışkan bir köylü olduğunu anladım. Çok samimi bir hali vardı. İlk defa görüşmemize rağmen, kırk yıllık ahbab gibi sohbet ediyorduk.
Bu arada onun bir hali dikkatimi çekti. Ellerinin içini hep kapalı tutuyor, benden gizlemeye çalışıyordu. Bunu anladığımı fark edince de duramadı, sebebini açıkladı:
– Kusura bakmayın. Ellerimi göstermeye utanıyorum. Biz tarla-toprak işlerinde çalışıyoruz. Kök ve otları yoluyoruz. Ellerimiz de böyle nasır bağlıyor.
Ellerini açıp gösterdi. Hayatta böyle bir el görmemiştim, bir daha da görmedim! Ellerinin içi, parmak uçlarına kadar neredeyse bir santim uzunluğunda, kapkara ve diken kökü gibi nasır uzantılarıyla kaplıydı.
Bu çilekeş adama dedim ki:
– Siz bu ellerle değil utanmak, iftihar etmelisiniz. Çünkü medeniyetler varlığını bu ellere borçludur. Eğer nasırlı eller olmasaydı ne gemiler yüzer, ne uçaklar uçar, ne de şu otobüs yürürdü. O eller olmasaydı ekinler ekilmez, mahsuller biçilmez, insanlar yiyecek ekmek bulamazdı. Nasırlı eller, medeniyetlerin mimarı şerefli ellerdir.
O ellerin sahibi, bu sözlerden son derece memnun kaldı ve rahatladı. Bana tekrar tekrar dualar ve teşekkürler etti. Nihayet kavşakta ineceğim sırada, saygıyla elimi öpmeye kalktı. Fakat ben ondan önce davrandım; o nasırlı elleri öptüm ve arabadan indim.

Dini-Sozler

cüneyd-i bağdadi sözleri, dervişin görmeyen gozleri, dini büyük sözler, dini büyüklerden sözler, dini sözler hadisler resimli


Yahudinin zulmüne değil, müslümanın uykusuna ağlayın..

Bilerek Geçirdiğin NAMAZ'a Kaza Deme !
Bilerek Arabanın Önüne Atlayana "Kaza Yaptı" Değil "İntihar Etti" Denir !

Üzülme Gönül. Gecenin ağarından seher, kışın ardından bahar muhakkaktır.. 
Unutma Gönül. Gecenin de, kışın da sahibi HAK'tır!

Canlı Yayındasınız! İçinizi, Dışınızı Düzeltin! ALLAHu Teala sizi İzliyor !

Ey Yüreğimdeki Hüzün:
Hüzüne: Bismillah..
Acıya: Elhamdülillah..
Gözyaşına: SübhanALLAH..
Lal Olan Dilime: La ilahe illALLAH.

Ey bacılarım teseddürünüz bu gün güneşin zararlı ışınlarından koruyacak yarın soğuktan bi sonraki gün cehennem ateşinden koruyacaktır.

Her kaybettiğin şeyin yerini doldurursun da Mevla'yı kaybedersen, ya Mevla'yı kaybedersen yerine ne bulursun?

Fazla gülmeyi terkedene; "heybet" verilir.
Fazla konusmayi terkedene; "Hikmet" verilir.
Fazla yemeyi terkedene; "Ibadetin lezzeti" verilir.
Mizah ve laubali tavırları terkedene; "Zerafet"verilir.
Dünya sevgisini terkedene; "Ahiret sevgisi" verilir....
Başkalarının kusurlarıyla uğraşmayı terkedene; "Kendini islah etme imkani" verilir. (Hz. Ömer)

Saatin zinciri bitince eylemez tık tık. Vakti zamanı gelince ruha derler çık çık. Hakka kulluk eyle Zira Ahirette dinlemezler hık mık.

ANNE ve BABANIN, HAYIR Duasından daha Koruyucu bir Kaza Sigortası bulunamaz..

Mevlam için neyse DEĞERİM, işte ben o kadar ederim. 

Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer ya satılıktır ya kiralık.

Kafire karşı "ELİF" gibi dimdik,Allaha karşı "VAV" gibi eğilirim.. 
(Necip Fazıl Kısakürek)

Ayağım taşa takılıp düşsem bile, elhamdülillah. Taşa takılabilen bir ayağım var.. (Hz.Mevlana)

Uzaklık deyip de dert ettiğin nedir ki sevgili, Biz yaradanı da görmeden sevmedik mi? (Mevlana)

İftira kılıçtan daha zalim bir silahtır, çünkü iftiranın açtığı yaralar hiç bir zaman kapanmaz..

‎'OF' demek de nerden gelmiş ''Allah'' diyen gönüle, ''Aff'' diyebiliriz ancak biz bu ameller ile..

Çocuklarınıza sütle birlikte Kuran’dan öğütler verin. Boyları büyürken, kalpleri ve bakış açıları da büyüsün. (Ömer Muhtar)

Zinanın; yağmur gibi insanın üzerine yağdığı asırda ! Islanmadan, kuru kalmanın adıdır tesettür. Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin, Benim tek derdim yere düşen edebinize takılmamak..

Rukûda başlar, secdede biter bu "AŞK". Hamd Onadır, Şükür Ona, hep Ona tazîm.. Hiç Şüphe yok ki, "Subhâne Rabbiye'l-Âlâ..

İmanın hükümdar olmadığı akılda şeytan ihtilal yapar..

Daim siyahlara yüz tutardı yüreğimiz.. 
Ve hikmeti dokundurdu siyaha Rabbimiz...

Evdeki Hesabımız Bile Çarşıya Uymuyorken, Ahiret Hesabımızın Vay Haline!
(Necip Fazıl KISAKÜREK)

Hak edenin hak ettiğini bu dünya da vereceksin ki seni diğer tarafta meşgul etmesin.

Veren de 'O', alan da... Nedir senden gidecek?
Telaşını görenler, Can senin zannedecek.
[Necip Fazıl Kısakürek]

Neden duasız bırakıyorsun dilini? Yoksa sende kapıyı çalmadan, açılmasını bekleyenlerden misin?

Aklım her gün tövbe eder. Nefsim her an tövbemi bozar. Arada kalmış bîçareyim iyi ki senin kapın var.. (Hz. Mevlana)

Dişleri çürümesin diye hergün fırçalayan insan; Kabirde bedenin çürümesin diye birşeyler yapıyor musun?

Yaz Beni Ey Kalem! Kalbim hüzün denizine öyle daldı ki..
İnsanlar acımasız, vefasız.. Yaradan’dan başka kimim kaldı ki?

Modası Geçmeyen Tek Şey ? Kefendir.. Halen Cebi Yok.. !

Kırılsın Kalbim Umrumda Değil, Nasılsa Çarem RABBİM'de,
Sonunda Huzur İki Kelimede Değilmi, ALLAH "AZZE VE CELLE"

İster merhem sürsün ister yaralasın… Ne hoştur, O’ nun gamıyla perişan olanın hâli.. (Sadi Şirazi)

Bir kişi Allah'tan başka kimseye ihtiyacı olmadığına inanırsa Allah da onu başkasına muhtaç etmez.

"Alime sormuşlar: "Üstün başın niçin perişan? Alim yanıt vermiş: "İçimi düzeltmekten fırsat bulup da dışımı düzeltemiyorum."




Huzur; her acı sonrası Mevlaya yönelmek, her sevinç sonrasıda şükretmektir !



Vedalar gözle sevenler içindir, gönülden sevenler ayrılmazlar.. (Hz. Mevlana)

Tesettür deyince "Bizi 1400 Yıl Öncesine mi Götüreceksiniz" Diyorlar... 
Ama Soyunmaya Gelince Taaa Taş Devri'ne Dönüyorlar...

Hoştur bana senden gelen, Ya gonca gül, yahut diken.. Ya hayattır.. yahut kefen, Nârın da hoş, nurun da hoş.. (Yunus Emre)

Ve şeytan kapıyı çalar;dinnn denn dönn.Müslüman cevap verir evde yokuz..
Edebin ne kadar önemli olduğunu bilseydiniz, ALLAH'tan rızık yerine edep isterdiniz. Hz. Ali (r.a)

İster merhem sürsün ister yaralasın… Ne hoştur, O’ nun gamıyla perişan olanın hâli! (Sadi Şirazi)

Günün adamı olmaya çalışma, Hakikatın adamı olmaya çalış. Çünkü gün değişir, Hakikat değişmez (Şems-i Tebrizi)

Anladım k; San’at ALLAH ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış. (Necip Fazıl Kısakürek)

Ümitsiz olma! Şükürsüz olma! Sabırsız olma. Mevlayı bilen ümidi bilmeli. O'nu bilen şükretmeli.. (Şems-i Tebrizi)
Ey nefsim! Seni sen yapan benim, Beni ben yapan Sensin! Ya yola gel, yolda beraber gidelim! Yada yoldan çekil ben "HAKKA"gideyim.

Asıl Annelik, dünyaya çocuk getirmek değil... Cennete Çiçek yetiştirmektir.

Tek başına kaldığı zaman yabancılık ve gurbet hissini yaşayan henüz Rabbiyle tam bir yakınlık oluşturamamıştır. Hz. Âişe (r.a)

"Bir yaş düştü içime !
Ardından bir kelam dilime..
''La Tâknatu''
"La Tâknatu min Rahmetillah''
''Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin..

Üzülme Sükutum Seni Kimse Duymuyor Diye! ALLAH Yardır...
Yari ALLAH Olanın, Beşeri Kulağa İhtiyacı Yoktur...

"En cömert insan, muhtaçken verebilendir.." (Hz. Ömer)

"Gülün dikene katlanması onu güzel kokulu yaptı.." (Hz. Mevlâna)

Münâfığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilince hiyanet eder.

Ulaşamayacağını bile bile neden O'nu arıyorsun? derler...
Bende derim ki; Ölecegimi bile bile neden yaşıyorsam, o yüzden. (Hz. Mevlana)

Ebu Leheb'in Eli Kurudu, RAHMAN Buyurdu "TEBBET"... Diğerlerinin de Sonu Farksız, Cehennem Var SABRET.

Kimi Seviyorsun Diye Sorduklarında; İşaret Parmağımı Kaldırıp ALLAHU EKBER Dedim.

Yazık sana ey nefsim cehennemlik işleri yaparken cenneti umuyorsun !

İnsanlar Ölülerin Gözlerini Kapatıyor. Ama Ölüler İnsanların Gözlerini Açamıyor !

Kul Fanidir Yol Mukaddes, Birgün Verilecek Bu Son Nefes, Ne Makam Kalıcı Ne Heves, KUR'AN-I KERİM'dir Tek Adres !

Ey Dost.. Kul Hakkı Nedir Bilir misin..? ALLAH Yarına Bırakır Ama, Yanına Bırakmaz Asla !

Bilerek Geçirdiğin NAMAZ'a Kaza Deme !
Bilerek Arabanın Önüne Atlayana "Kaza Yaptı" Değil "İntihar Etti" Denir !

İmtihan Der; SUSARIM..

Ben bir garip insanım.. Ne tahtım var, ne tacım.. Tut elimden ALLAH'ım.. Yalnız sana muhtacım..

Canımdan başka servetim yokken. Canımdan geçmeye geldim. Kabul et ne olur ey ALLAH'IM.. Aşkınla yanmaya geldim.

Her tarafı sarsa da, zalimlerin belası, Hepsini yere serer, bir mazlumun bedduası..
Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene
kabahati, ne güneşte ne ay da ara...
Gözlerindeki perdeyi arala.. (Hz. Mevlâna)

İçini dışından daha çok süsle! Zira için Hakk'ın dışın halkın baktığı yerdir..

İki şey mühimdir
Birincisi okyanus kadar bol
"HAYSİYET"
İkincisi ELİF gibi dimdik bir
"ŞAHSİYET"

SİLGİNiZ KALEMİNiZDEN ÖNCE BİTİYORSA; YANLIŞLARINIZ ÇOK DEMEKTiR.

Mü’minin sevinci yü­zünde, hüznü kalbindedir" der. Tebessüm kalbi sıkıntıdan kurtarır. (Hz. Ali)

Derdi bal olanın. Sabrı dağ gibi olmalı.. (HZ. MEVLANA)

İki şey yıkar insanı.. Dostundan Gelen ihanet, düşmanından gelen merhamet... (Hz. Mevlana)

Layıklığı Fransadan ithal ettik hadi onuda boykot edelim..

‎9 yaşında hafız, 14 yaşında padişah, 21 yaşında
İstânbul Fatihi oldu..
Ecdad tarih yazmış, torun ise okumaktan aciz.

İnsanların her nefeste iki kere şükretmesi lazım,
Biri nefes aldığı diğeri verdiği için...


Hüznüme "Dua" sürdüm. Göz yaşlarıma ilaç. Aşk'ın ateşinden gönül harab! Bekliyorum. Taktir senindir YA RAB...

Susmak mânâ eksikliğinden değil, belki mânâ'nın derinliğindendir! 
(Hz. Mevlana)

Kabrini hazine sandığı yap ve içini sana faydası olacak salih amellerle doldur.

Vefâ; sevgidir... Şartsız, hesapsız, sonu olmayan bir sevginin ta kendisidir...
Bu dünyadan vefa arama çünkü vefası bile vefasızdır. ~Şems-i Tebrizi~

Her sıkıntı aslında bir rahatlığın habercisidir..

Erkek adam ağlamazmış. Oysa ilk erkek Adem a.s 600 sene ağladı..

Eşimizi, Dostumuzu Akrabalarımızı Namaz Konusunda Uyaralım Yarın Ahirette ”Sen Kılıyordun Ama Beni Hiç Uyarmıyordun” Demesinler..

"Dertli İnsan, içi Duman dolu Bir odaya Benzer, O'nu dinlemek bir Odaya Pencere açmak Gibidir.." 
(Hz. Mevlana)

Bana yakın olanlar, soyumdan gelenler değil; Yolumdan gidenlerdir..
(Hz. Muhammed s.a.v)

Dünya hüzün yeridir. Gariplerin sıkıntısı bitmez. Peygamber mesleği de böyledir. Hüzne bakar her yanı..

Acaba bazen unutuyor muyuz sevgilerimizden kör olunca;
bizi asıl yaratını, nimet vereni, rızık vereni kezâ nefes vereni?
bizlere şah damarından daha yakın olanı, bizi seven sevdiren El- Vedud olanı?
Allah bizi unutmasın, unutturmasın..
Her nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir. Hadid, 57/4

Musa (a.s.) "Ya Rabbi! Yalnızım, hastayım, garibim."
dediği vakit, Rabbi ona şöyle seslenmişti:
"Ya Musa! Yalnız kimse; benim gibi arkadaşa sahip olmayandır. 
Hasta; benim gibi doktoru olmayandır. 
Garip; benimle arasında alışveriş bulunmayandır."

Kimler ayrılmadı ki canından.
Ayrılığı, cennetten ayrılan Hz. Adem’e sor. Tufan’da oğlunu dalgaların pençesinde bırakan Hz. Nuh’a, Yusuf’u için inleyen Hz. Yakub’a, içindeki ejderle boğuşan Züleyha’ya, yüreğinin sesini susturmak için bileğiyle dağları oyan Ferhad’a, Şems için kavrulan Mevlâna’ya, binlerce evlâdını gurbete gönderen Anadolu’ya, en çok da Resulü’nü Medine’ye gönderen o kutsal diyâra, hasılı gidenin ardından bakıp kalanlara, ocak gibi yananlara sor..

Alıp Başımı Gidesim Var ! Aşıklar Şehri Mekke'ye..

Resulallahın (S.a.v) Oturarak Namaz Kıldığını Gören Ebu Hureyre (R.a) Soruyor: - Ya Resulallah Hastamısınız? Hayır, Açım...


Birinin Binlerce Devesi Olsa, Hepsini Dağıtsa, Bir Namazın Vaktinde Kılınması Sevâbına Yetişemez..

Her Kahkahanda Allah'a Teşekkür Etmiyorsan, Neden Her Ağladığında O'na Kızıyorsun? (N.F.K)

Gençlik... Gelip geçti... bir günlük süstü; Nefsim doymamaktan dünyaya küstü. (Necip Fazil Kisakürek)

Bu Dava Gönül İster Çokluk Değil, Birlik İster Bu Dava Yüreğiyle Sevgiyle Devleşecek İman İster..

" İsyanınız nefsinize, itaatiniz Rabbinize olsun. " (Abdulkadir Geylani)


Mazlumun ahı, İndirir şahı...!




Erkekte Güzellik; Gözlerini Kapamaktır Haramlara.. Kadında Güzellik; Kapanmaktır Haram Nazarlara..


La Tâknatu La Tâknatu min RahmetiLLah.. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin...


Bütün beklentileriniz ALLAH’tan olsun.. (Hz. Ali)

Hüzün, Her Hâle Şükretmenin Diğer Adıdır.


Sayfamızda Abdestsiz Nöbet Tutmam, abdulkadir geylani hazretleri sözleri, abdulkadir geylani hz sozleri, Asla, Bılge Sozleri, bilge sözleri cemal safi, cüneyd-i bağdadi sözleri, dervişin görmeyen gozleri, dini büyük sözler, dini büyüklerden sözler, dini sözler hadisler resimli, edebi sözler 2015, edepli olmakla ilgili güzel sözler, hadisler kısa, ibretlik kısa hadisler, ibretlik kısa hikaye, ibretlik kısa hikayeler, ibretlik kısa hikayeler dini, ibretlik kısa hikayeler facebook, bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz