hadisler kısa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hadisler kısa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Abdestsiz-Nobet-Tutmam-Asla

ibretlik kısa aşk sözleri ibretlik kısa bir hikaye ibretlik çok kısa hikayeler ibretlik kısa dini hikayeler ibretlik kısa dini sözler ibretlik dini kısa filmler ibretlik evlilik kıssaları ibretlik kısa filmler

Abdestsiz Nöbet Tutmam

Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında, Sarayda gece gündüz nöbet tutan hassa askerleri vardı. Bu nöbetçilerin geleneksel olarak geceleyin bir seslenişleri yankılanırdı etrafta: 

- Kimdir o?

- Kim var orda?.. Hiç kimse yoktur ama onlar sanki birilerini görüyormuş gibi, belli aralıklarla hep seslenirlermiş... Böylece devamlı uyanık durduklarını ve vazife başında olduklarını duyururlarmış. Ayrıca bu askerler her saat başı nöbeti başka arkadaşlarına devrederlermiş. Bir gece, yine nöbet yerinden sesler duyar Padişah:

- Kimdir o?

- Kim var orda?..

Aradan 1 saat geçmesine rağmen, yine aynı ses bağırır:

- Kimdir o?
- Kimdir var orda?..
Padişah'ın dikkatini çeker. Bu ses, bir saat geçtiği halde değişmemiştir. Halbuki her saat başı nöbetçi değişmelidir. Bir müddet bekler ve tekrar sese dikkat kesilir. Hayret, ses önceki sestir. Nöbetçi niçin değişmemiştir? Sultan Abdülhamid Han, hemen ilgilileri çağırtır ve durumu öğrenmek istediğini söyler. Çünkü kendisine karşı düzenlenmiş müthiş bir bombalı suikasttan kıl payı kurtulmuştur. Ve bu olay daha çok yenidir. Acaba yine bir Ermeni oyunu mu tezgâhlanıyor?

Biraz sonra saatinde değişmeyen nöbetçi, Padişah'ın huzurundadır. Heyecan ve korku ile yüzü yerde beklemektedir.

Padişah sorar:

- Sen kaç saattir nöbettesin?

- Bir buçuk saate yaklaştı, Hünkârım.

- Niçin saat başında vazifeni devretmedin?

- Hünkârım, benden sonraki arkadaş rica etti, onun yerine de nöbet tutuyorum.

- Niçin? Neden usulü çiğniyorsun?

O yiğit Mehmetçik utançla indirir mübarek başını. Ürkekliği iyice artar, söylemek istemez. Fakat Padişah'ın ısrarı üzerine şöyle konuşur:
- Padişah'ım, benden sonraki nöbetçi ihtilâm olmuş. "Ben bu halde iken Halife-i Müslimîn'in korunmasında vazife alamam. N'olur, sen benim yerime de nöbet tut, sonra da ben senin yerine tutarım" dedi. Ben de kabûl ettim. 

Mehmetçiğin bu inceliği Sultan Abdülhamid Han'ın çok hoşuna gider. Sabahleyin hemen gusülsüz nöbet tutmayan askeri huzuruna getirtir. Geceki davranışından duyduğu memnuniyetini ifade eder.



Sayfamızda Abdestsiz Nöbet Tutmam, abdulkadir geylani hazretleri sözleri, abdulkadir geylani hz sozleri, Asla, Bılge Sozleri, bilge sözleri cemal safi, cüneyd-i bağdadi sözleri, dervişin görmeyen gozleri, dini büyük sözler, dini büyüklerden sözler, dini sözler hadisler resimli, edebi sözler 2015, edepli olmakla ilgili güzel sözler, hadisler kısa, ibretlik kısa hadisler, ibretlik kısa hikaye, ibretlik kısa hikayeler, ibretlik kısa hikayeler dini, ibretlik kısa hikayeler facebook, bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz. 

İNSANLIĞIN YANSIMASI

İNSANLIĞIN YANSIMASI

yankDağlık bir bölgede bilge çırağıyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla “Ah!” diye bağırır.
Dağdan, ‘Ah!’ diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla:
“Sen kimsin?” diye bağırır ama aldığı tek yanıt; ‘Sen kimsin?’ olur.
Çocuk bu yanıta kızar ve:
“Sen bir korkaksın!” diye bağırır.
Dağdan aldığı yanıt, ‘Sen bir korkaksın!’ olur.
Ustasına bakar ve:
“Ne oluyor?” diye sorar.
“Oğlum dikkat et,” diyen bilge vadiye doğru, “Sana hayranım!” diye bağırır. Ses, ‘Sana hayranım,’ diye yanıtlar.
Usta, “Sen harikasın!” diye bağırdığında, bu kez dağdan, ‘Sen harikasın!’ yanıtı gelir. Çırak şaşırmıştır. Ama hâlâ ne olduğunu anlayamamıştır.
Bilge açıklar:
“Oğlum, insanlar buna yankı derler; ama gerçekte yaşamın ta kendisidir. Yaşama ne verirsen, sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının aynasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan, insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen hoşgörülü ve sabırlı olmalısın. Oğlum, yaşamda ne ekersen, onu biçersin. Bu doğa yasası, yaşamın her yönü için geçerlidir.
“İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz. İnsanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir.”

Yagmur-Duasi-İbretlik-Hikayeler

 YAĞMUR DUASI

dini büyük sözler, dini büyüklerden sözler, dini sözler hadisler resimli, edebi sözler 2015İstiklal  Savaşının önde gelen komutanlarından  Kâzım Karabekir Paşa (ö.1948) anlatıyor:
14 Mayıs (1922) Kağızman’dan otomobil ile yedi saatte Iğdır’a geldik. Iğdır büyük ve oldukça mamur bir kasabacık. Bağlı-bahçelik, büyük bir düzlük ortasında. Hayli zaman yağmur yağmadığından ekmekfiyatlanmış, halk  ızdırap içindeydi. Bazıları yanıma geldiler:
  • Paşa yağmursuzluktan kırılıyoruz. Seni çok işitiyoruz, dindarsın, iyisin, bize medet et, dediler.
  • Düşüncelerinize teşekkür ederim. Fakat medeti Allah’tan istemeli. Ben sizin için dua ederim. Siz de kalplerinizi Allah’a bağlayın ve yalvarın. İnşallah hayırlı bir yağmur gelir, dedim.
  • Bu gün de yağmur gelmezse mahvolduk, kıtlık muhakkaktır. Zaten fakir fukara ekmeksiz kaldı, dediler.
Halk dağılmıyor, benim kendi huzurlarında dua etmemi rica ediyordu. Hayatımda müthiş tehlikelerden ve sıkıntılardan, samimiyetli ruhumla, mümkün olanı yaparak ve sonunda faniye değil, Beka’ya rapt-ı kalp ederek sıyrılmıştım.  Iğdır halkını kurtaracak, elimde hiçbir vasıta yoktu. Onlar da benden dua istiyorlardı. Vaktiyle yağmur duasını öğrenmiştim. Ekriya duadan sonra yağmur yağdığını işitirdim. Birkaç misalini de görmüştüm. Halkın samimi ısrarı üzerine de kalbimi tamamıyla Cenab-ı Allah’a bağladım ve yalvardım.
  • Siz de bir kere “amin” deyiniz ve gidiniz. Umarım ki Allah yardımcınız olacaktır, dedim.
Ve halkı selamlayarak ikametgâhıma çekildim, sonra halk da dağıldı. Biraz istirahatten sonra  akşama doğru çarşıya yaya çıktım. Tam çarşı ortasına geldiğimiz zaman bir yağmur başladı.  Her taraftan yayılan haykırmalar ve dualar, yağmur sesine latif bir nağme katıyordu.


Bu hadise bana Kars’ın zaptı anından daha fazla tesir yaptı. Kıtlıktan kurtulan halkın sevinci, Ermeni satırından kurtulanlarınkinden pek fazla oldu. Yağmur lâzımı kadar yağdı. Halktan aldığım dua, belki yedi ceddime kâfi gelecektir.



Sayfamızda abdulkadir geylani hazretleri sözleri, abdulkadir geylani hz sozleri, Bılge Sozleri, bilge sözleri cemal safi, cüneyd-i bağdadi sözleri, dervişin görmeyen gozleri, dini büyük sözler, dini büyüklerden sözler, dini sözler hadisler resimli, edebi sözler 2015, edepli olmakla ilgili güzel sözler, hadisler kısa, YAĞMUR DUASI,  bulunmaktadır. Sayfamıza Yorum yazarak bizlere fikir önerebilir destek olabilirsiniz 

NASIRLI ELLER

NASIRLI ELLER

ellYıl 1971.. Bir bahar günü, otobüsle Düzce’den şehir dışına gidiyordum. Bir durakta adamın biri içeri girdi, selamverip yanıma oturdu. Adam, benden iki misli yaşlı görünüyordu. Ben ise yirmiüç yaşlarında bir talabeydim.
Kısa bir sohbetten sonra, kendisinin çiftçilikle uğraşan çalışkan bir köylü olduğunu anladım. Çok samimi bir hali vardı. İlk defa görüşmemize rağmen, kırk yıllık ahbab gibi sohbet ediyorduk.
Bu arada onun bir hali dikkatimi çekti. Ellerinin içini hep kapalı tutuyor, benden gizlemeye çalışıyordu. Bunu anladığımı fark edince de duramadı, sebebini açıkladı:
– Kusura bakmayın. Ellerimi göstermeye utanıyorum. Biz tarla-toprak işlerinde çalışıyoruz. Kök ve otları yoluyoruz. Ellerimiz de böyle nasır bağlıyor.
Ellerini açıp gösterdi. Hayatta böyle bir el görmemiştim, bir daha da görmedim! Ellerinin içi, parmak uçlarına kadar neredeyse bir santim uzunluğunda, kapkara ve diken kökü gibi nasır uzantılarıyla kaplıydı.
Bu çilekeş adama dedim ki:
– Siz bu ellerle değil utanmak, iftihar etmelisiniz. Çünkü medeniyetler varlığını bu ellere borçludur. Eğer nasırlı eller olmasaydı ne gemiler yüzer, ne uçaklar uçar, ne de şu otobüs yürürdü. O eller olmasaydı ekinler ekilmez, mahsuller biçilmez, insanlar yiyecek ekmek bulamazdı. Nasırlı eller, medeniyetlerin mimarı şerefli ellerdir.
O ellerin sahibi, bu sözlerden son derece memnun kaldı ve rahatladı. Bana tekrar tekrar dualar ve teşekkürler etti. Nihayet kavşakta ineceğim sırada, saygıyla elimi öpmeye kalktı. Fakat ben ondan önce davrandım; o nasırlı elleri öptüm ve arabadan indim.